Ana içeriğe atla

Moda Bizde

 
MODA BİZDE
 
  Bizde modayı takip etmek için öyle Paris Moda Haftasına bakılmaz. Değişmez bizim modamız.
  Baş mankenimizin gururla tanıttığı vazgeçilmez parçamız; depresyondur. Sonra renklerden siyah vardır. Tüm hayallerimizi siyaha boyarız. Siyahın günahı yok, biz karanlıklarımızı atfederiz ona.
  Mutsuzluk, gözyaşı, umudunu kaybetmek ve daha bir çoğu vazgeçilmezimiz olarak gardıroplarımızda yerini alır.
  Tabi ki renkli kombinler de yaparız. Ne yazık ki her biri gözyaşlarıyla defalarca yıkandığından soluktur. Renkler vardır ama soluktur tabi ki.
  Desenlerimiz yamalardan oluşur. Su kaçıran hayalleri, patlayan kahkahaları, hafiften ışıyan umudu yamatırız biz. Aman bir parça mutluluk zarar verir bize.
  Moda budur işte; renk desen, ayakkabı, çanta değildir.
  Mutluysan eğer taşırsın her kıyafeti. Sıkmaz ayakkabılar ayağını. Kıyafetinin rengi kapamaz seni.
  Yani modayı takip edersen değil, mutluluğu takip edersen şık olursun. Yoksa nafile kıyafetin bile sıkılır senden.
  Mutluluğun modaysa, sende yaşarsın hayatı doya doya...

                                                 "Aşka Zikreden Yazar"


(Moda, önemli takip etmeli mutluluğun modasını. En güzel makyaj gülümsemektir. Gülmeli doyasıya, ağlamalı fazla abartmamak şartıyla:))))

Yorumlar

  1. Kıyafetlerle mutlu olunacağını sananlara gelsin bu yazı o halde :) Mutluluk modası her daim var olan..

    YanıtlaSil
  2. Gözler başka modalara kaydığından mı o zaman mutsuzluk? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani artık insanlar dış görünüşün derdinde, biz temiz giyinmeli düsturuyla büyüdük. Müslüman temiz giyer, buydu modamız. Gülümsemek sadakadır. Ama insanlar kıyafete hürmet eder oldu. mutsuz insanlar çoğaldı...

      Sil
  3. Ne güzel ve derin cümleler. Kaleminize, yüreğinize sağlık, efendim.
    Mutluluğun modasını takip edenlere, etmeye çalışanlara selam olsun! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Mutluluğun modası hiç geçmemeli, geçmesin inşallah...

      Sil
  4. Mutluluk eğreti bir elbise gibi duruyorsa da üzerimizde bahtımıza düşene her dem razıyız.Kaleminize sağlık. :)

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel bir yazı olmuş yaa :) Emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. İnsan yazıya emek vermeyi seviyor. Hayatın süzgeci gibi yazı...

      Sil
    2. Kesinlikle size katılıyorum...

      Sil
  6. Mutluluk da takva ve güzel ahlak elbiselerini giyince ortaya çıkıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle haklısınız, güzel yorumunuz için teşekkür ederim...

      Sil
  7. oleeeey iyi ki yazıyon seeeen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaa Deeptone iyi ki sende okuyup yorum yapıyon :)))
      Teşekkür ederim kalbi güzel insan :))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sosyal Medya Kabadayıları, Klavye Delikanlıları (!)

  İnsanlar konuşmayı çok seven varlıklardır. Konuşma kabiliyeti insana verilmiş, haliyle insan da son harfine kadar kullanır bunu. Düşünen varlık olarak yaratılan insan düşünmez ama. Konuşmaya gelince heheeyy mangalda kül bırakmaz. Yani insan her zaman olduğu gibi burada da işine gelen kısmı alır, geri kalanını halı altına süpürme yapar.   Şimdi her yere de ulaşmıyor mu elleri, iyice yandık. Geçiyor klavyenin başına, hiç tanımadığı insanlara yağdırıyor. Bazen terbiyesizleşiyor ama yazmak hakkı. Konuşacak illâki sesli olmasa da, zehriyle yakacak birinin canını.   Öyle adamlık, hanımefendilik, sözüm ona delikanlılık sığındığın bilgisayar ekranının arkasından olmuyor. Yüreği olan, insan olan yapmaz bunu. Neymiş efendim o fotoğrafı atabiliyorsa, bu yazıyı yazabiliyorsa, böyle de yorumu hakkedermiş. Saygı çerçevesinde her yorum, eleştiri kabuldür. Buna lafımız yok. Hiçbir zaman olmadıda. Ama yazık size. Hiç var olmamış gibi yaşayıp, hiç var olmamış gibi ölece...

Kapatın Dünya'nın Işıklarını Gidiyoruz

     Neyin önüne geçmek isterdim şu hayatta?  Herhalde zamanın. Ama olmayacağını biliyorum. Bir şelâleden daha hızlı akıp gidiyor zaman. Bizler ya tam ortasında hızını kesmeye, ya kenarında ona dahil olmaya ya da arkasından ona yetişmeye çalışıyoruz.   Bazılarımızın zamanı bitiyor. Ve "Zamanın bitti, gidiyoruz." deniyor. Geride kalanlar ağlıyor, akıllarına ölüm geldiği için mi, zamanı biten kişiye mi? Yoksa zamanlarının dolmaya başladığı akılların geldiği için mi? Çünkü ölüm bize "Sizin için de geleceğim." der ve gider.   Ama artık biz dünyayı yaşanmaz hale getirdik. Belki bir gün bize toptan "Kapatın ışıkları gidiyoruz." denecek. Sonra yaptıklarımız izletilecek. Acaba kaçımızda izleyecek yürek var? Ne kadar iyiyiz? Ben izleyebilecek miyim kendimi bilmiyorum.   Yaşam bazen çok karmaşık geliyor. Büyümek gibi. Eskiden dizi izlerdim, şarkıları takip ederdim. Artık haberleri kaçırmıyorum. Yakından takip ediyorum ola...

Kurduğunuz Hayallere Şu Anda Ulaşılamıyor

 13 Ocak 2017 (Saat 09.30'da yazıldı.) Lütfen Daha Sonra Tekrar Hayal Kurunuz     Zamansız mıdır hayatta ki duygular? Hiç beklemediğin anda mı oluşur bazı hisler? Zamansız olan gözleriydi bana sorarsanız. Kalbimin ortasına nasıl düştü gözleri? Onu görmeme gerek olmadan, hayali yetiyordu beni darma duman etmeye. Nasıl bu kadar güçlü olur, nasıl yerle bir eder bu kadar?   Ben ki dünyadan kaçıp hayallere sığınan bir insan, kaçamıyorum ondan. Artık hayallerimde de o var. Bu nasıl bir imtihandır? Bu kadar uzak olup, bu kadar yakın olmak. Gözlerinin karanlığına hayran olup adım attığım gün kayboldum. Ama alışıyorum karanlığa. Yolunu bulup buradan çıkmam lazım. Artık hayallerime ulaşamıyorum. Sürekli olarak "Kurduğunuz hayallere şu anda ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar hayal kurunuz." uyarısı alıyorum. Gözlerim isyana kalkıştı. Uykuyu reddediyorlar. Gece uyuyamıyorum, sabah kalkamıyorum. Sabahları baş ağrısı yerleşti yanıma. Gitmeye niyeti yok, bak...

Gün Gelir Kelimeler Olur Celladın

  Bazen kalemim defterin başında kimsesiz gibi. Bende yabancı kalıyorum ona. Çünkü ne yazacağımı bilmiyorum. Sanki kelimelerim kayıp, sanki yabancıyım kağıda, kaleme. Gülüşlerim kırık gibi bu günlerde. Sevinçlerim kursakta kalmış yarım. Kar mı dondurdu acaba hislerimi, yoksa yüreğim mi yaşıyor kışı.   Kim anlıyor tam olarak diğerini? Ya beni anlayan oldu mu? Kalbimi tam manasıyla gören. Kalbimin acıdığını hissediyorum. Yaralanmış olmalı, sahi kaçıncı yara bu? Saydım mı? Saymam, sanırım sayıların sonsuzluğunca kırıklarım. Yaşım erken daha, sonsuz kırıklar devam edecek yani. Yook kendimi kandırmak gibi bir durumum yok, olmayacakta. Gerçekçi olmalıyız. Hayat, daha doğrusu insanlar canımızı acıtacak kadar gerçek.   İnanın söz çok yaralayıcıdır. Bir insanın ağzında öldürücü bir silaha dönüşebilir. Ve o insan silahını hiç düşünmeden kullanır. Öldürmez yaralı bırakır. Ama bilmez ki zamanı gelince kendi kelimeleri onun celladı olacak. Azap edecek her gün. Ben hiç bir şe...

KALEMİM

  KALEMİM   Hani bazen sen yazmak istemezsin. Kalem gelir defterin başına. Öyle bir gün işte. Gün geceye dönmekte.   Kalem dans etmeye başlıyor bu vakitlerde. Ben izliyorum dansını. Nasıl minnettarım kalemime. Atlı bir asker gibi daima dik. Her an savaşa hazır.   Hiç bırakmıyor beni  sağ olsun. Oda giderse yaşayamam. Hayatla aramdaki ince bir bağ gibi. Hem kopmaya çok yakın. Hem de hiç kopmayacak  olan bir bağ.   Kimler bırakmadı ki, gitmedi ki ve geri gelmedi ki...Kalemim bırakmadı. "Yaz" dedi bana. Dağıt kelimelerini. Kokunu saç satırlara. Cümleleri bağır çağır boş kağıtlara. Oku yazılanları. Ve sen tamamla eksik kalanları.   Kalemim benim can damarım. Sanki var olma sebebim. Sanki Rabbim'de bana bunu vermiş.   Yolculuğa çıkmak gibi. Keşfetmek ve tanımak gibi. Anlamak yaşamın anlamını. Bilmiyorum ki. Bir sırrı bilmek gibi işte.   Ah bu hoyrat kalem nerelere götürdü beni. İçimdeki dehlizlere. Bilinmeyenlerime. B...