30 Ekim 2016 Pazar

BİZ

 
BİZ
 
Galiba biz yanlış yerde durduk gönüldaş,
İnsanları kalbimize yanlış yerden buyur ettik.
Can evini sona saklanırmış,
İlk oradan misafir ettik.
 
Biz hayatımıza gireni aile bildik.
Elmiş meğer akıl edemedik.
Biz yanlış yerde durduk gönüldaş,
Kalabalıkta yaralandık,
Oysa en güzel yalnızlığa yakıştık.
 
Can evinden vurulduk.
Yoktu başka evimiz,
Sokaklarda durulduk.
Köhne yerleri küçümseme gönüldaş,
Nice hazineleri oralardan çıkardık.
 
Eski bir kuyudan genç kızın gözyaşını,
Denizin dibinden genç adamın aşkını,
Biz rüzgara fısıldadık.
Biz yanlış yerde durduk gönüldaş,
Son yağmur damlasıyla konuştuk,
Akıp ırmaklara gönülden anlayanlarla coştuk...
 
                                                                "Aşkı Zikreden Yazar"
 
 
                (Gönülden anlayanlara...)

27 Ekim 2016 Perşembe

Fısıltı Mektuplar 1


   Bilinmeyen Yazar'dan Zamana Fısıldanan Mektup
 
  Ben aslına çok bahsetmem kendimden."Ben" demeyi de çok sevmem aslında.Sanki bu kelime öldürüyor asıl beni.
  Zor birisiyim.Aşılacak sarp kayalarım çokça.Kendimi anlayamıyorum çoğu zaman, tutupta diğerlerini nasıl anlayayım ki.Tam diyorum  çıktım düzlüğe, aştım yokuşları.Tam kaldırıp kafamı soluğumu vereceğim.İnsanlar bende yeni yokuşlar oluşturuyor.
  Yoruldum ben, kendimden en çokta.Fazla anlam yükledim insanlara.Oysaki anlamsızmış çoğu.Belki de, en doğrusu ben yanlış kişilerde aradım dostluğu.İstedim ki kısa zamanda paylaşayım: aşımı, acımı, mutluluğumu.Ama değilmiş böyle.İnsan zamanla pişermiş meğerse.Bilemedim.
  Tuhafım, değişim, uyumsuzum aslında.İnsanların "A" dediği çoğunlukta bende "B" olur.Ve neden "B" olduğunu güzelce anlatırım.Ne kadar akla yatsada "B" genellikle aykırı olur ve kabul edilmez.Tıpkı benim gibi kabul görmez.Böyleyim işte.Aslında değilim hiçbiri.Ben aslında öylesine, kendince, hayattan herkes gibi geçen yazar bir kişi.
  Kimseye suç bulmuyorum artık.Artık farkındayım kendimin.Fazlaca farklıyım ben.Bundan sebep yalnızlığım.Kırılmıyorum da artık kimseye, alıştık yalnızlığımla birbirimize.İnsanlar alışmamış fazla değer verilmesine.Ben herkese olduğundan fazla değer verdim, kendimden bile fazla.Burada denklemi yanlış kurmuşum işte.Zaten matematiğimde iyi değildir ki.
  Ne çok ben dedim değil mi?Çok demem aslında.Ben demek kalbi öldürür.Ben çok kişiye "Sen" dedim, ben böyle dedikçe onlarda "Hep Ben" dedi.Burada kırıldım.İşte benim kalbimi öldüren bu oldu.Öldü bu kalp ve izin veren ben oldum.Ne garip değil mi?Farklı olduğumu söylemiştim zaten.Kendimden çok bahsetmem ama yazmak istedim öylece.Bir gün sorulursa "Kimmiş bu?" diye.Bu yazı cevap olsun o kişilere.
  "Kendini anlatan yazar olur mu?" da demeyin şimdi.Anlayanı pek nadir olur benim gibilerin.Kalbi de ısssız olur.Terk edilmiş viran bir şehir gibi, harabe bir ev gibi olur.
  Belki de okursunuz "Ne de tuhafmış" demeyin.Ya da söyleyin.Duymadığımız kelimeler değil hani.Yazmak istedim işte.Kimseye de demedim anlayın beni diye.Ben de böyleyim.Ama sizde yazın kendinizi iyi geliyor.
  Ve kalbinizi sıkı örtün.Kışın ayazı öldürmez de insanın ayazı öldürür, öldürmese de süründürür.Koruyun kalbinizi hassastır.Kimse sevmese de sizi, siz sevin kendinizi...
                                                                                  
                                                                                                          "Bilinmeyen Yazar'dan Fısıltı"
 
 
(Bir mektup eser bilinmeyen zamanlardan.Tıklatır camınızı.Ve fısıldar "Yaz beni" diye.Rüzgar fısıldadı, kalem boyun eğdi.Elçiye zeval olmaz.Ben de kalemi dinledim, yazdım bilinmeyen yazarın kalbini...)
                           
                                                                                                           "Aşkı Zikreden Yazar"
 
 


26 Ekim 2016 Çarşamba

İlk Mim, İlk Heyecan...





Evet ilk mim!!!
Laz Kızı beni mimlemiş candır o :))
Bloga başlamama da vesile oldu. Hayallerimden tutan nadir insanlardandır.


 1. BU YAZ OKUDUĞUN EN GÜZEL KİTAP?

Aslında okuduğum kitaplar var ama en güzeli diyemeyeceğim.
Elena, Kış Bahçesi, Aynı Yıldızın Altında, İbrahim İle Hacer, Yusuf İle Züleyha aklıma gelenler bunlar.
Ben en iyisi yeri bende yeri daima ayrı olan Sinan Yağmur'un "Aşkın Gözyaşları Şems-i Tebrizi" kitabını deyim.

 2.BU YAZ OKUDUĞUN VE SANA HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATAN KİTAP?

Ya bu soruyu cevaplayıp cevaplamamakta  çok karasız kaldım ama Orhan Pamuk "Kırmızı Saçlı Kadın".
Belki de ben anlamıyorum bu tarz kitaplardan.

3.BU YAZ İZLEDİĞİN EN GÜZEL 3 FİLM?
 
Fazla film izleyemedim aslında :((
 
1) Umudunu Asla Kaybetme (Vaktiniz varsa izleyin derim.)
2)Pinhan (Farklı geldi bana yine izleyin derim :))
3)Peekay(PK) (Tabi ki izleyin derim...:)))

 4.BU YAZ DİNLEDİĞİN EN GÜZEL ŞARKI?

Ben aslında pek şarkı dinlemem. İlk iki gün sonunda sıkılırım şarkılardan. Tabi bu benim için böyle türkü severim ben ve Neşet Ertaş bir harikadır."Evvelim Sen Oldun, Ahirim Sensin" başkadır. Zaten bu dizeleri yazanın kalbinin güzelliği yeter... 
  
5.BU YAZI BİR KELİME İLE TARİF ET.
İlk deneyim. Heyecanlı ve bir o kadar da keyifliydi. İnsanın kendini yeniden tanıması gibi...


 Bu mimi beğenen herkes alabilir. Açıkçası yeni bir blog yazarı olduğum için kimseye paslamadım.

Ve beğenen olursa lütfen alıp yazsın... :))


21 Ekim 2016 Cuma

IRMAK



IRMAK
Bu son olsun Irmak, 
Ama olmayacak. 
Sen akarken kendi ikliminde, 
Caniler karıştı sularına. 
Çocuk temizliğinde bakarken dünyaya, 
Dünya bakmadı sana aynı saflıkla. 

Son olmayacak Irmak, 
Gözyaşın akarken olamadık yanında. 
Çaresizce tutamadık soluğundan. 
Kirli eller dokunmak isterken sana, 
Başımız bakmadı senden tarafa. 

Irmak adın oldu, 
Ama yaşamın olmadı. 
Affet bizi, 
Bir tek sen değil, 
Sen ve yetişemediklerimiz. 
Bu son olsun, ama olmayacak, 
Affet bizi. . .  
     
                              "Aşkı Zikreden Yazar " 

(İnsan nedense hayvandan aşağı olma gayretinde, 
Neden böylesin ey insan 
Değil mi ki Rabbin seni seçti kendine halife. . . ) 

19 Ekim 2016 Çarşamba

İNSANLAR VARDIR, BAZILARI CANDIR


İNSANLAR VARDIR, BAZILARI CANDIR
  İnsanlar vardır.Mutlu eden, sebepsizce güldüren.Kendine olan inancını sağlamlaştıran.Hani kan bağın olmadığı halde candan olan.Geldi mi, aklınıza birileri, geldiyse kaybetmeyin işte onları.
  Bende de var işte onlardan.Bu yazıyı okuyupta tanıyan olacaktır."Laz Kızı-Aihara Kotoko" candır, candan bir insandır.Başkadır o.Hani sanki farklı bir iklimi vardır.Sakinliğin huzuru eser onun rüzgarında.İnsanı dinlendirir.Temizdir insanı da temizler.Doğallığı güldürür.Saydıklarım ve sayamadıklarım; anlattıklarım, anlatamadıklarım.Daha fazlasısın biliyorum dostum.
  Neyse ben Kpss'ye hazırlandığım için bloga vakit ayıramadım.Sancılı bir süreçti.Tabi herkes benim gibi değildir.Blogu var olan ve bu süreçte devam eden de vardır.Ama ben yürütemedim.Aslında bloga girmememin başka bir sebebi daha var ama bunu burada yazmayayım.
  Sadece insanlara fazla takılıyorum galiba, bu kadarını söyleyeyim.Şimdi diyeceksiniz konu oradan buradan gidiyor.Hemen bağlıyorum konuyu.Bloga girmeme sebebimi de kısaca anlattıktan sonra.
  Dedim ya Kpss...(Uzun, tatlı, yorucu, güzel bir yol...)Ben 16 Ekim günü sınava girdim.Hamdolsun iyiydi.Tabi beklenenden zordu.En azından bana göre.Matematik ve coğrafya zorladı beni.Neyse ki atlattık.Sınavdan çıktığımda kötü oldum biraz.
  Ablam Aihara Kotoko'dan mesaj geldiğini bizi kahvaltıya çağırdığını söyledi.(Tamam biraz geçte olsa kahvaltı kahvaltıdır:))Ben o gel-git arası tam normale dönmeden gidelim dedim.
 İyi ki de gitmişiz.Herhalde Kpss savar oldu bu sohbet bize.Kahkahalarımız sildi acabalarımı.Atlatamazdım ilk günden sınav etkisini.Sınavı aklımdan sildik.İşte girizgâh bu sebeptendir.
  Bu güzel insanla yaptığımız sohbetin
tadı damağımda, güzelliği kalbimde kaldı.Ne deyim iyi ki varlar.Olmalı böyle insanlar, her konuda kalbini açabileceğin candan insanlar.Varsa kıymetini bilin.
  Uzun zamandır bu kadar gülüp, eğlenmemiştim.Sınava adapte olmuşum baya.Dershane-ev-kitaplar.
Tabi Kpss kitapları.İyi ki de gitmişim ama dershane çok şey kattı bana.Hocalarım, çok sevdiklerim oldu içlerinde hepsi sağolsun.Hayatımızda bir dönem daha kapandı.Yenileri başlasın diye.
  İşte bu sınav hengâmesinden Aihara Kotoko beni hızlıca hayata çekti.16 Ekim'i düşünüyorum ve yaptıklarımıza hâlâ gülüyorum.İyi ki varsınız güzel insanlar.Güzel kalın hep.(Tabi sınavda çıkan sorularla ilgili konuşup başlarını bayağı ağrıttım.E o kadar olsun değil mi ama...:))
  Ve son olarak hani demişler ya "Mücevherler vakit alabilir ama vakitler mücevherle alınamaz." diye.
Eğer bu yazıyı okuduysanız mücevherden değerli vaktinizi ayırmışsınız demektir.Hakkınızı helâl edin...