28 Kasım 2016 Pazartesi

Moda Bizde

 
MODA BİZDE
 
  Bizde modayı takip etmek için öyle Paris Moda Haftasına bakılmaz. Değişmez bizim modamız.
  Baş mankenimizin gururla tanıttığı vazgeçilmez parçamız; depresyondur. Sonra renklerden siyah vardır. Tüm hayallerimizi siyaha boyarız. Siyahın günahı yok, biz karanlıklarımızı atfederiz ona.
  Mutsuzluk, gözyaşı, umudunu kaybetmek ve daha bir çoğu vazgeçilmezimiz olarak gardıroplarımızda yerini alır.
  Tabi ki renkli kombinler de yaparız. Ne yazık ki her biri gözyaşlarıyla defalarca yıkandığından soluktur. Renkler vardır ama soluktur tabi ki.
  Desenlerimiz yamalardan oluşur. Su kaçıran hayalleri, patlayan kahkahaları, hafiften ışıyan umudu yamatırız biz. Aman bir parça mutluluk zarar verir bize.
  Moda budur işte; renk desen, ayakkabı, çanta değildir.
  Mutluysan eğer taşırsın her kıyafeti. Sıkmaz ayakkabılar ayağını. Kıyafetinin rengi kapamaz seni.
  Yani modayı takip edersen değil, mutluluğu takip edersen şık olursun. Yoksa nafile kıyafetin bile sıkılır senden.
  Mutluluğun modaysa, sende yaşarsın hayatı doya doya...

                                                 "Aşka Zikreden Yazar"


(Moda, önemli takip etmeli mutluluğun modasını. En güzel makyaj gülümsemektir. Gülmeli doyasıya, ağlamalı fazla abartmamak şartıyla:))))

25 Kasım 2016 Cuma

İşaretler

 
 
İŞARETLER
 
Öylesine yorgun ki şimdi kalemim,
Ne cümleye başlayacak takati,
Ne son noktayı koyacak gücü var.
Virgüllerden kaçar oldu,
Üç noktalarla dolu sayfalar.
Soru işaretleri var aklında çözemediği,
Cevaplarının yokuşunda tıkandığı.
Uzun uzun bakar oldu harflere,
Sanki hiç kelimeler oluşturmamış gibi.
Dikilmiş defterin başına şimdi,
Hangi dilde aradığı kelimeler,
Hangi alfabede harfler.
Hangi dil doğru anlatır aklındakileri,
Hâl dili, gönül dili olmadan?
 
Şimdi yorgun kalem,
Yorgun yazar,
Terk etti kalemi yazılar,
Başlayacak şimdi kapıda yalnızlıklar...
 
        "Aşkı Zikreden Yazar"
 
 

(Şiirin başlığından tam emin olamadık, fikirlerinizi bekliyorum...:)))


22 Kasım 2016 Salı

Fısıltı Mektuplar 3

Genç Adam Gençliğine Yazdı
  Gece olmuştu yaşadığım yerde. Yıldızlar süslemişti geceyi. Ay, onu göremedim olduğum yerden. Nerde ola ki. Hangi yalnızın kalbini şenledi. Benim yalnızlığım az mı geldi ona.?
  Doğrudur yalnızım. Ne zamandır bilmiyorum. Sanki yalnızlığa doğdum, onunla öleceğim. İçsel değil sadece yalnızlığım. Dışsal olarak da yalnızım. Ve tek bir sebepten kırgınım kendime.
  İzin verdim gidişine. Tek sevdiğimin gidişine izin verdim. Sevmek, öyle kolay olmuyor. Yalnızlık öyle kolay öğretmiyor kalbe sevmeyi. Bağırdım belki ama kalbim bağırmadı ona. Hoyrat yetiştim. Sevmek, sevilmemiş birinin sevmesi ne zor, ne acı, ne acı verici.
   Sevdim, her gün onu kırdım. Sevdim, gözünden akan yaşa sebep oldum. Sevdim, kahkahasını havada yakalayıp yere çaldım.
  Sevdim mutlu da ettim onu. Çünkü bildi ki bu kalp ondan başkasını misafir etmedi. Kimsenin omuzlarına üşümesin diye şal örtmedi bu eller.
  Sevdim başkası  gözlerimden  görmedi kendini. Şiirler yazdırmadı hiçbir kadın bu kaleme. Saçları güneşle dans etmedi kimsenin. Kirpikleri ok gibi saplanmadı hiçbir gözün. Kelimeleri bu kadar anlamlı olmadı.
  Doğrudur mutlu ettiğim zamanlar oldu. Kırıldığı zamanlar çoktu. Ah bir kere kırışım onu bütün mutlulukların önüne geçti. Nasıl öfkelendim kendime. Öfkemin rüzgarında onun dallarını kırdım. Nasıl onu fırtınaya terk edip kalbini parçaladım. Ben, ben suçluydum. Ama onu kırmaya niyetlenmedim hiçbir defa.
  Dedim, dedim kışım çoktur benim, şiirlerini dökerim, yırtarım hikayelerinin sayfalarını, romanın en hüzünlü yerinde bırakırım seni. "Olsun" dedi. "Yeniden yazarım şiiri, yeni hikayeler bulurum sana, kalacaksak romanın en hüzünlü yerinde tüm gözyaşlarımı senin için dökerim." dedi.
  Olmadı, olamadık olduramadım kendimi. İnatla yalnız ölmeye niyetlendim. Kalbim bir daha gülmedi, kimseyi almadı.
  "Git" dedim ona. "Git" bağırdım, "git" diye ağladım. Sen yokken hayat kaygım yoktu. Sensin hayatım anla. Kaygım oldun. Ağlamandan korkarken ben ağlattım seni, ben. Senin o yaşama sevincini ben emdim. Ben, ben ki kokunu hasret; ben ki gözlerin olmadan kör; ben ki kalbin tarafından sevilmeyince kimsesiz çocuk.
  Bilirim gitmen daha zordu kalmandan. Nasıl gittin öyle. Nasıl gidersin nasıl. Ben, kaç zaman oldu kendimde değilim. Kimim, adım ne, kaç yaşındayım? Kimliğim gidişinle silindi. Adımı sen söylemeyince olmuyor anlamı. Yaşım mı? Yaşım önemli değil. Hayatıma girdiğin gün doğdum, gidişinin olduğu gün kılındı cenaze namazım.
  Geliyor musun şimdi benim olduğum eve? İzlediğim filmi izliyor musun? Türkü severdik dinliyor musun hâlâ ? Ya kitaplar okuyor musun? Okuma başkalarına. Nefretim artar kendime.
  İşte ben aşk yolunun kayıp savaşçısı. Büyük kaybedeni. Yalnızlığın yegane kralı. Ben sevdim ama gösteremedim. Sevdim, kalbim ağrıyor. Bittim elimde kalan yazmak şimdi.
  O nerde bilmiyorum. Bilmeye korkuyorum. Başkasını omuzuna koyar başını diye ödüm kopuyor. Biri bakar gözlerine, gözlerini güldürür diye kör olmak istiyorum. Sesi dokunur birlerinin kalbine diye kalbimi hissetmek istemiyorum.
  Sor ki pişman mısın değilim. Kartlarımı açık oynadım ben. Yenileceğimi bilerek denemek istedim. Yenildim. Ben en güzel sana yenildim. Gittin ya en güzel kılıç darbesini yedim. Er meydanı buymuş bu savaştan hiç pişman olmadım.
  Tüm kalbimle seviyorum seni. Seveceğim. Seni bir tek yalnızlığımla aldattım. Onunla öleceğim.
  Aşka düşenler. Aşk cennetten çıkmadır. Cennet eder her yanı. Ne yazık ki ben aşkı hak etmeyen günahkâr oldum. Tek günahımsın. Bilmiyorum hangi sevabım seni tanımama sebep oldu. Bilmiyorum.
  Bildiğim şu ki: aşka düşerseniz, birlikte düştüğünüz kişiyi tutun elinden onunla çıkın. Yeniden doğun onunla. Ben kendimi ona basamak ettim o çıktı ben boğuldum. Pişman mıyım değilim.
  Ama yanlış yaptım bunu biliyorum. Ha şu aşkta her şey mübah değil dostlar. Aşk günahları temizlemiyor. Aşka gelmek günahla olmuyor.
  Aşk hayatın gayesi, kalemin nefesi, sazın teli, kitabın cümlesi...
  Ben yalnızlığın en büyük yenilişi...
  Adsız, yaşsız, yalnız bir adam yazdı. Yada söyledi birisi yazdı. Önemi yok. Eğer okursanız önemi ve anlamı olacak...
(Bir adam aşk dedi yandı yüreği, bilemedi bu onun aşka yenilişi... Yaz dedi, yazmak sorumluluk ister dedim; al dedi bu senin sorumluluğun... Sahi aşkın sorumluğunu almış bir adamın dediğini yapmamak olmazdı. Kalem ağladı ben yazdım. Siz okuyun kalbinize değsin kalemin yaşı...)
                                             "Aşkı Zikreden Yazar"

17 Kasım 2016 Perşembe

Ölüm

 
ÖLÜM
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Dudaklarda kahkahalarla,
Belki gözyaşlarıyla,
Ya da son umutla.
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Kimimiz koşar adımla,
Kimimizin ölüm yokken aklında,
Ya da ansızın olacak bazılarımızda.
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Genç yaşımızda,
Yaşımızın geçtiği zamanlarda,
Ya da yaşam sevincini taşırken her anımızda.
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Kör bir kurşunla,
Belki ölüm varken aklımızda,
Ya da olmayacak intiharla.
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Geride kalanlarla,
Ne olursa olsun yaşanmışlıklarla,
Ve olamadığımız mutluluklarla.
 
Bırakacağız hayatı acısıyla, tatlısıyla,
ölüme gideceğiz hepimiz,
Ne olursa olsun, acı bir vedayla...
                                                       
                                               "Aşkı Zikreden Yazar"
 
(Bir küçük çocuğa yazıldı bu satırlar. Hiç yokken aklında ölümüne sebep oldular. Ve nicelerinin.
İnsan kendi türünden çektiğini çekmedi kimselerden. 
Şu ölüm var ya ne adaletlidir. Mesela ölünce mevkiin yüksek diye cennete almıyorlar. Yaşadığın kadarsın, ne kadar iyiysen o kadar yükselir merteben. Kötülüğe hazır olduğun kadar ölüme de hazırsan sıkıntı yok ey insan. En büyük savaşında gazan mübarek olsun...)
                                                                             


15 Kasım 2016 Salı

Gece Kalpte




GECE KALPTE
 
Gündüze "İyi Geceler" oldu,
O halde günaydın gece.
 
Gitmek ne zaman yüreğe vuruldu?
Hoş geldin yabancı kalplere.
 
Sevmek nicedir insandan uzak,
Okşamak sadece rüzgara kaldı.
 
Yalnızlık çoktur bizimle,
Kalabalıklar çok sahte şimdilerde.
 
Gündüze "İyi Geceler" oldu,
O halde günaydın gece.
 
Gündüz mutluların kalbinde,
Biz ise kalbe giydirdik gece.
 
Yağmur ıslatmıyor artık,
Sahi, en son ne zaman sırılsıklamdık.
 
Gözler görmekten uzakta kaldı,
Dinlemek yoruyor artık aklı.
 
Sorma, sorsan herkes haklı,
Kalp paramparça, kan içinde,
İçinde acı, içinde gece saklı.
 
Şair diyor ya zaten;
Gündüze "İyi Geceler" oldu,
O halde günaydın gecem,
Günaydın, bu senin de gecen...
 
                                         "Aşkı Zikreden Yazar"
 
(Hayat bazen geceye günaydın demeni ister.
Zaten sadece gündüzleri denilecek diye zorunluluk yoktur.
Bize böyle öğretti insanlar sorgulamadan kabul ettik.
Ama bir gün hayat kulağıma eğildi ve dedi ki "Geceye günaydın de."
Gecesi aydın olanlara selam olsun...)


12 Kasım 2016 Cumartesi

Fısıltı Mektuplar 2



                           Öğretmen Olmak 

  Başka yerlere açmak istedim gözlerimi. Gökyüzüne başka yerlerden bakmak. Farklı bir pencereden izlemek yıldızları. Issız yerlerde anlatmak aya sırrımı.
  Gitmek istedim dostlar kısaca. Gitmek. Sanki fark etmez uçak, otobüs; ben yürüyerek de olsa gitmek istedim.
  Dertler artmış artık, beynimde istilada. Saçlarımdan çekiyorlar sanki. Ağrılar vuruyor başıma. Onları uzak diyarların rüzgarlarına bırakmak istedim.
  İstedim ki çocukların gözyaşlarını sileyim. Gülümseyişleri olsun tek ödülüm. Kimseler bilmesin adımı. Benim adım bir çocuğun mutluluğu olsun. Öğreteyim bildiklerimi, öğreneyim nice bilmediklerimi.
  Gitmek istedim dostlar. Memleketi sevmediğimden değil. Ayaklarım isyanda bedenim daha  fazla direnemiyor ona. İnsanlara  kızgınlığımdan değil. Kırgınlığımdan. Çok kırıldım çoook. Kızmadım ama. Ne yapıyorum biliyor musunuz? Yine destek oluyorum hayalleri olanlara. Peki niye biliyor musunuz? Öğretmenim ben ondan. Öğreten kişi olmak ne muazzam bir ağırlık omuzlarda. Beni bekleyen umut dolu çocuklara ulaşamamak ne acı. Genzimi yakıyor.
  Tanımadan seviyorum her birini. Öğretmek istiyorsan koşulsuz seveceksin biliyorum. Ruhsuzca, atanmak istiyor derseniz, kırılırım. Ha zaten dedim kırgınım diye. Ama yazıyorum siz anlayın diye.
  Elime, koluma, saçıma, kıyafetime öğretmenlik bulaşmış öyle diyorlar. Oturuşum, kalkışım öğretmen gibiymiş. Ama öğrencilerim eksik. Tam olamıyorum onlarsız. Kalıyorum anlamsız.
  Sabır etmesi ne zordur. Bazen nefes almanı bile zorlaştırır,  tır çarpmışa dönen umutlarında yaşam belirtisi görülmez çoğu zaman. Diyorum genzimi yakıyor. Biliyorum bekleyenlerim var. Bu yüzden gerek gitmem.
  Bu basit bir gitme eylemi değildir. Benim gelişime hasret olanlara gitmem gerekir.
  Ama ne var biliyor musunuz? Yılmayacağım, duam var. Elbet Duyanım var. Rabbim sevdiğini zorlukla sınarmış. Rabbim'e sonsuz inancım var.
  Bu basit bir gitme meselesi değildir dostlar. Artık biliyorum gitmeden dönülmüyor bazı yollar...

                               "Saygı Duyduğum Tüm Öğretmenlere"


(Meslek aşkı başkadır. Herkes aşkını yaşasın inşallah. Aşkı olanlara armağan edildi bu yazı. Bilinsin ayrıca gerçek öğretmenler tüm öğrencilerinden razı.  :))))

                                                                                                                                                     "Aşkı Zikreden Yazar"

(Bir öğretmenin yüreğinin sesi naçizane böyle döküldü kalemimizden...
İlk başta canım ablam ve tüm öğretmenlere:))))

8 Kasım 2016 Salı

KALEMİM

 
KALEMİM

  Hani bazen sen yazmak istemezsin. Kalem gelir defterin başına. Öyle bir gün işte. Gün geceye dönmekte.
  Kalem dans etmeye başlıyor bu vakitlerde. Ben izliyorum dansını. Nasıl minnettarım kalemime. Atlı bir asker gibi daima dik. Her an savaşa hazır.
  Hiç bırakmıyor beni  sağ olsun. Oda giderse yaşayamam. Hayatla aramdaki ince bir bağ gibi. Hem kopmaya çok yakın. Hem de hiç kopmayacak  olan bir bağ.
  Kimler bırakmadı ki, gitmedi ki ve geri gelmedi ki...Kalemim bırakmadı. "Yaz" dedi bana. Dağıt kelimelerini. Kokunu saç satırlara. Cümleleri bağır çağır boş kağıtlara. Oku yazılanları. Ve sen tamamla eksik kalanları.
  Kalemim benim can damarım. Sanki var olma sebebim. Sanki Rabbim'de bana bunu vermiş.
  Yolculuğa çıkmak gibi. Keşfetmek ve tanımak gibi. Anlamak yaşamın anlamını. Bilmiyorum ki. Bir sırrı bilmek gibi işte.
  Ah bu hoyrat kalem nerelere götürdü beni. İçimdeki dehlizlere. Bilinmeyenlerime. Bilsem sanki kaybolacaklarıma.
  Kalem, kalem tehlikelidir bu hayatta. Yazdıklarınız kimseye batmamalı. Yazdıklarının anlamı belli kurallara baş kaldırmamalı.
  Kalemimi seviyorum. Belki sebebim olacak. Belki bu dünyaya geliş sebebim kalemim.
  Bakın yine bilmediklerimi yazıyorum. Neyse uzatırsak yine yazdıracak bir şeyler.
  Siz ve kalbiniz Allah'a emanet olun...

"Aşkı Zikreden Yazar"      
 
 
(Kalem pusuladır bu hayatta,
İnsanın da en çok pusulaya ihtiyacı var bu zamanda... 
Ve o pusulayı okuyacak yüreklere,
O yüreklere kocaman sevgilerle...)

3 Kasım 2016 Perşembe

Şair İşi

 
 
ŞAİR İŞİ 
 
Boş versene,
Hayat ne kaybettiklerin kadar acı,
Ne kazandıkların kadar sahici.
 
Baksana,
Ne dünya kalıcı,
Ne akıttığın gözyaşı.
 
Gitsene,
Kalmanın yoksa anlamı,
Başkaları fısıldıyorsa mutluluğun sırrını.
 
Söylesene,
 Niye uyumazsın geceleri,
Yazmak sadece şair işimi.
 
Bilsene,
Şu bendeki boşluğun sebebini,
Bildim ben aslında, bendeki sevgi eksikliği.
 
Sevsene,
Ne olur sanki,
Sevgi değil mi insanın cevheri?
 
Ölsene kardeşim,
Madem yaşamak bu denli acı.
Ama konuşmak gibi olmuyor değil mi?
Can ne tatlı.
 
Böyledir işte,
Çok bilmiş gibi ben yazdım,
Sen de gel eksik olanı yerleştir.
Aslında olmasında sen ben,
Herkesi "Biz"de birleştir...
 
                                                                                         
                                                                                                                      "Aşkı Zikreden Yazar"
 
 
( Trabzon'dan gün batımı gönüldaşlar. Bazı dertler güneşin batışına gizlenir.Tıpkı bazı umutların da gizlendiği gibi...Sevgiler...:)))


2 Kasım 2016 Çarşamba

Yolculuk Anıları 2


 
Sevgiyle Gülümseyin

 Hayatın değişme hızı nedir bilir misiniz? Başınızı sağdan sola çevirene kadar ki geçen zamandır. Bu hızda değişir hayat.
  Dolmuşun sol camından baktığınızda belediye tarafından yapılmış yeşilliklerde oturan evsiz anne ve çocuklarını görürsünüz. Sağ camına baktığımızda iyi model bir arabaya doluşmuş, ellerinde son model cep telefonlarıyla eğlenen gençleri görürsünüz. Sonra yeşil ışık yanar ve yola devam edersiniz. İşte bu üç hayat birbirinin içinden akıp geçer. Ne bu hayatlar birbirine dokunabilir, ne de bu hayatları yaşayanlar birbirini fark eder.
  Bu hızda değişen hayatta insanların köprülere ihtiyacı var . Kalpten kalbe kurulan köprülere. Çocukların ihtiyacı var en fazla sevgiyle kurulan köprülere. Unutmayın bizlerde çocuktuk. Herkes masumdu bir zamanlar. Kötülerde, iyilerde zamanında masum bir çocuktu. Kurtarılması gereken çocukluğumuzdur bu nedenle. Unutmayın erken müdâhale hayat kurtarır.
  Kurtarmazsak eğer bu hayatlar hep birbirine değmeden akıp geçecek. Hepimiz aynı imkanlara sahip olarak doğmuyoruz hayata..Ama sevgi öyle değil. O herkese eşit sunulabilir; lüksü, mevkisi yok. En basitinden gülümseyin mesala. Sabah uyanınca aynada kendinize gülümseyin. Evvela kendinizi sevin. Bir gülümseme birçok hayata değip, birçok kalbi ısıtabilir. Ve inanın gülümsedikçe daha güzelisiniz.
  Hızla değişen hayatlara sevginizi katın. Katın ki bu hayatlar birbirine değebilsin. Uzak kalmayalım. Mesafeler kalpte olursa uzak kalırız unutmayalım...
  Dolmuşun camından gördüklerimden, kalbime değip, kalemime bunlar döküldü işte. Yolcunun anısı çoktur bitmez. İnsanın yaşamı da bir yolculuktur aslında gel gör ki kimse fark etmez...Kalemi yazdıran Rabbe hamdolsun. Yazılanı okuyan Gönüldaş'lardan Rabbim daima razı olsun...
 
                             (Gönülden anlayanlara..."Aşkı Zikreden Yazar") 


(İlk kendim yorumlayım: :))
Bir önceki yazı da hayatın matematiğini  yapmıştık hafiften, şimdi de hızını hesapladık cümlelerle. "Bu yazar hayatı çok mu sorguladı ne?" diye bir soru gelebilir aklınıza. Aslında bu yazım daha önce yazıldı ama eksikleri tamamlamak bugüne nasipmiş. Bu nedenle yazılar üst üste gelmiş oldu. İnanırım ki hayatta tesadüf yoktur, tevafuk vardır...)

1 Kasım 2016 Salı

Hayat Bu...


                                                      Hayat

  Hayat nedir bilir misiniz? Hayat  yaşadıklarımızdan,  yaşamadıklarımızın; 
yaptıklarımızdan,  yapmadıklarımızın; istediklerimizden,  istemediklerimizin kısacası olanlardan,  olmayanların çıkarılmasıdır.Sonuç ise hayatımızdır.Kimi zaman eksiye düşer,  kimi zaman artı da kalırız. Kimi zaman kocaman bir sıfırız.
  Böyledir işte git-gel yaşar, düşer-kalkar yaşarız. Sonuç olarak biz oluruz. Her yara bize anlam katar, her başarınında kattığı gibi. Yani önemli olan aldığımız yaralar ya da elde başarılar değildir. Yaşadıklarımıza bakış acımızdır. 
  Tecrübe bu ya, acı ya da tatlı. İnsan bu ya en çok acıda aklı. Kalk ayağa insan sen acılarınla da insansın. Çaresiz misin sanki? Değil mi ki O hepimizin Rabbi? 
  Böyle işte takılıp kalmamalıyız. Hayata geldiysek eğer ölene değin canlı yaşamalıyız. Olmasaydı yaşayacaklarımız  elbet yaratılmazdık. 
  Şimdi elimizden gelen yaşadıklarımızı, yaşamadıklarımızı inkar etmeden biz olmalıyız. Yani ne yapalım olmadıysa, ne yapalım düştüysek. Yani nedir yanlış kararı verdiysek. Önemli olan kötü olmayalım. Kötüyü yol etmeyelim. 
  Düştüysek kalabiliyor muyuz? Ellerimizi açıp dua edebiliyor muyuz? Tamam, Rabbim hâlâ kalkıp devam etmemizi istiyor. Sıkılma, üzülme, kalk ayağa, dayan Rabbi'ne. 
  Budur işte hayat. Ne eksiye düştüğünde derde gark olmak, ne artıda kaldığında tepeden bakmak. Ne de sıfır olduğunda kendini bitik, hedefsiz, kimsesiz sanmak. 
  Gönüldaşlar, gönle dostlar lafı fazla uzatmayayım. Hayatın matematiğin de daha fazla yapmayayım. Siz siz olun, daima kalbinize, vicdanınıza bakın. Işık varsa korkmayın. Daima ışığınızı koruyun, o ışık ruhunuzdur, çocuk yanınızdır. Hayatın karanlıklarına o ışığı tutun. 
  Ve sevgili matematik hocam Cem hoca, matematiği seviyoruz ama sözle yapılan matematiği, kalpten geçeni. Sözle haşır neşir olmuşuz. Sayılara vurunca işi bocalıyoruz işte. Matematiği sevmediğimizden değil. Sayılara vurgun olmadığımızdan yani. 
  Sevgidir dostlar, gelişimiz sevgi olmuş, gidişimiz de sevgi olsun. Sevgiyle kalın Gönüldaşlar, gönle dostlar. . . 
 
                                                                                                                  "Aşkı Zikreden Yazar"