Ana içeriğe atla

Şair İşi

 
 
ŞAİR İŞİ 
 
Boş versene,
Hayat ne kaybettiklerin kadar acı,
Ne kazandıkların kadar sahici.
 
Baksana,
Ne dünya kalıcı,
Ne akıttığın gözyaşı.
 
Gitsene,
Kalmanın yoksa anlamı,
Başkaları fısıldıyorsa mutluluğun sırrını.
 
Söylesene,
 Niye uyumazsın geceleri,
Yazmak sadece şair işimi.
 
Bilsene,
Şu bendeki boşluğun sebebini,
Bildim ben aslında, bendeki sevgi eksikliği.
 
Sevsene,
Ne olur sanki,
Sevgi değil mi insanın cevheri?
 
Ölsene kardeşim,
Madem yaşamak bu denli acı.
Ama konuşmak gibi olmuyor değil mi?
Can ne tatlı.
 
Böyledir işte,
Çok bilmiş gibi ben yazdım,
Sen de gel eksik olanı yerleştir.
Aslında olmasında sen ben,
Herkesi "Biz"de birleştir...
 
                                                                                         
                                                                                                                      "Aşkı Zikreden Yazar"
 
 
( Trabzon'dan gün batımı gönüldaşlar. Bazı dertler güneşin batışına gizlenir.Tıpkı bazı umutların da gizlendiği gibi...Sevgiler...:)))


Yorumlar

  1. Ahh gönlüme işlendi her bir satır. Kalemine sağlık canım. 💙💙

    YanıtlaSil
  2. Bugün kısmetim şiirlerden açıldı. Bloglarda hep şiirler okudum. Şiir şair işi.. Çok güzel ve anlamlı satırlar. Kalemine sağlık. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel yorumunuz için...:))

      Sil
  3. elıne saglık trabzonun gun batımı guzel oluyor gercekten :) Takıbe aldım bana da beklerım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler yalnız fotoğraf bana ait değil emek hırsızlığı olmasın belirteyim de :)) Ama Trabzon'umuza ait...
      Veee hoşgeldiniz:))

      Sil
  4. Gerçek sandıklarımız belki de sadece bir yanılsamadır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yazdınız belki de sadece yanılsamadır:))

      Sil
  5. Şiir de gün batımı da çok güzelmiş :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çokkk teşekkür ederim, beğenmenizde çok mutlu etti beni...:)))

      Sil

  6. Blogunuz güzelmiş takibe aldım okuugit.blogspot.com.tr ben de bloguma beklerim ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim...
      Ve tabi ki bakacağım blogunuza...:):)

      Sil
  7. Şiir yazabilenlere bakışlarım her zaman farklıdır. Siz de o kervana katıldınız. Çok güzel bir şiir olmuş elinize sağlık. Bazen ben demek gerekir fakat aslında sadece biz olursak yeterdir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel yazmışsınız eksik olanı,
      Ve çok teşekkür ederim içten yorumunuz için çok mutlu oldum...
      Yazma çabasındayız naçizane :)

      Sil
  8. yine güzel yazıyon sen bi de böyle hep iyiniyetli masum yazıyoon ne güzel yapıyon :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayyy Deeptone çok teşekkür ederim nasıl mutlu ettin beni...
      Güzel bakan güzel görürmüş, güzel bakmaya çalışıyoruz naçizane:))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Ben De Giderim

Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

Yazı'nın Ham Maddesi Hüzün'dür...

Tarih:1 Eylül 2017 Cuma      Saat:Umudu Hüzün Geçiyor


 Kim ne derse desin "Mutlu İnsan" işi değil yazmak. Mutlu insan kayıp değil ki kaybolsun kelimelerde, düşsün yazının iklimine. Kanamaz ki kalemi aksın kağıda. "Mutlu İnsan" işi değil yazmak, kim ne derse desin. Bizde yazarak mutlu oluyoruz o başka tabi.
  Aslına bakarsak mutlu olmak için "Fazla Hüzünlü Bir Dünya"da yaşıyoruz. Ve kabullenmiş insan yazar, dünyanın hüznünü kabullenmiş insan. Hüznü kalemine yüklenmiş insan yazar.
  Kalemimiz, göz kapaklarımızdan yorgun bizim. Uykumuzu da severiz bu yüzden. Ah! uyuması da zor bizlere, uyanması da. Hüznümüzden tek koptuğumuz an uykumuz o yüzden değerli bu denli.
 Anlaşılmak için de yazmıyoruz, dinlenmek için uyumadığımız gibi. Anlatmak için yazıyoruz, anlamayı istemek karşı tarafın yükümlülüğü. Anlamayı bırakın kelimenin naifliğini hiçe sayıp acıtıyorlar. Kalbimizin ağrısı, sancısı bize kalıyor.
 İnsanların acıtmak için söylediği sözleri geçin, öfkelerinin …

En Güzel Yazı(m)

Bir soru peydah oldu içimde. Cevabını hiç veremeyeceğim bir soru. Kendime "En güzel yazımı ne yazacağım? diye sordum.    Dürüst olmam gerekirdi. Sonra kabul ettim hiçbir zaman en iyi yazımı yazamayacağım. Her yazılan bir öncekinden daha iyi olacak. Yeni yazılan daha bir tecrübe kokacak. Önceki hep bir acemi kalacak. Gözlere daha alımlı gelecek yeni yazılan. Önceki gençliğin toyluğunu taşıyacak satırlarında. Tıpkı yazar gibi eğilip, bükülecek; düşüp, kalkacak; gülüp, ağlayacak ama hep daha iyiye gidecek yazı.  Henüz yazılmayanlar en iyi yazımız olacak.   Bilemeyiz, belki en iyi eserimiz ölümümüz olacak. Yaşama yakışır bir ölüm. Belki hayatımızı taçlandıran sanat, ölüm olacak.    Ünlü mü olmak gerekir bunun için; hiç sanmıyorum. İyi bir insan olmak yetmez mi? Ve iyi bir insan kalarak ölmek. Yaşam sanat değil mi zaten? En zor olanı yaşam sanatı değil mi?    Daha yapmadığımız iyilikler en iyi iyiliklerimiz değil mi? Yarın yaşamadığımız en güzel günümüz. Atılmayan kahkahalar en içt…

Koca Aptal

İnsan bir döngü içinde yaşar. Gece-gündüze, kış-bahara, çocuk büyüğe, doğum-ölüme dönüşür. Yaprak toprağa karışır, tekrar yemyeşil açabilmek için. Bu döngüde geçer yaşamı insanın; ölümü unutup, zamanın farkına varmaması için.    Zaman avucumuzdan hızla akan kum taneleri gibidir. Ve çoğumuzun avucunu kapatıp, zamanı durduracak mecali yok. Geçip giden çocukluğumuzu kaybediyoruz. En güzel zamanlarımız geçmişin tozlu raflarına saklanıyor. En masum yanımızı kaybederken avcumuzu kapatmayı akıl edemiyoruz.    Akıl edemediğimiz başka şeylerde oluyor elbette. Mesela kötü insanların okuduğumuz hikayelerde, izlediğimiz televizyon programlarında var olduklarını sanıyoruz. Ama büyümek bize hiç uzakta olmadıklarını gösteriyor. Çocuk aklımızla bir şeylerin geçeceğine inanırken bazı şeylerin hiç geçmediğine şahit oluyoruz. Döngü bize öğretiyor; yaralanarak büyürsün, yaralarını saramadan ölürsün.    Aslında büyümek hepimizde aynı olmuyor. Bazılarımızın sancılı oluyor yaşamı, zaten hepimizin değil b…