Ana içeriğe atla

KALEMİM

 
KALEMİM

  Hani bazen sen yazmak istemezsin. Kalem gelir defterin başına. Öyle bir gün işte. Gün geceye dönmekte.
  Kalem dans etmeye başlıyor bu vakitlerde. Ben izliyorum dansını. Nasıl minnettarım kalemime. Atlı bir asker gibi daima dik. Her an savaşa hazır.
  Hiç bırakmıyor beni  sağ olsun. Oda giderse yaşayamam. Hayatla aramdaki ince bir bağ gibi. Hem kopmaya çok yakın. Hem de hiç kopmayacak  olan bir bağ.
  Kimler bırakmadı ki, gitmedi ki ve geri gelmedi ki...Kalemim bırakmadı. "Yaz" dedi bana. Dağıt kelimelerini. Kokunu saç satırlara. Cümleleri bağır çağır boş kağıtlara. Oku yazılanları. Ve sen tamamla eksik kalanları.
  Kalemim benim can damarım. Sanki var olma sebebim. Sanki Rabbim'de bana bunu vermiş.
  Yolculuğa çıkmak gibi. Keşfetmek ve tanımak gibi. Anlamak yaşamın anlamını. Bilmiyorum ki. Bir sırrı bilmek gibi işte.
  Ah bu hoyrat kalem nerelere götürdü beni. İçimdeki dehlizlere. Bilinmeyenlerime. Bilsem sanki kaybolacaklarıma.
  Kalem, kalem tehlikelidir bu hayatta. Yazdıklarınız kimseye batmamalı. Yazdıklarının anlamı belli kurallara baş kaldırmamalı.
  Kalemimi seviyorum. Belki sebebim olacak. Belki bu dünyaya geliş sebebim kalemim.
  Bakın yine bilmediklerimi yazıyorum. Neyse uzatırsak yine yazdıracak bir şeyler.
  Siz ve kalbiniz Allah'a emanet olun...

"Aşkı Zikreden Yazar"      
 
 
(Kalem pusuladır bu hayatta,
İnsanın da en çok pusulaya ihtiyacı var bu zamanda... 
Ve o pusulayı okuyacak yüreklere,
O yüreklere kocaman sevgilerle...)

Yorumlar

  1. yüreğine kalemine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çookk teşekkür ederim mutlu ettiniz beni...:)))

      Sil
  2. Yazmanın önemini huzurunu anlatan yazı.. Çok doğru.. Yazmayı bilmeyen de bu dediklerini bilemez.. Hep diyorum ya yazmak özgürlük diye. İşte bu. Yazabilenlerlede buluşmak en nicesi..
    Yüreğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel de tamamlamışsınız yazılanları. Ben de teşekkür ederim bu güzel yorum için...:))

      Sil
  3. Kaleminizi en çok da hüzünlü zamanlarınızda kullanıyorsunuz gibi bir izlenim oluştu.
    Her neyi anlatıyor olursanız olun var olma, bilme, anlatma ihtiyacınızı bırakmayın.
    Biz aynı dili konuşanlar, zehrini yazarak dökenler asla bırakmasın yazmayı.
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz çok şaşırttı beni, hüznün insanıyım demiştim bir şiirimde ama daha paylaşmadım. Her insan yalnızdır temelde ve bu yalnızlığı hüzün veriyor sanki belki de ben böyle baktığımdan bilmiyorum.
      Ve çok teşekkür ederim:):)

      Sil
    2. Ben de öyleyim o yüzden anlamak zor olmadı :).
      Hüznü sevince illa ki üzülcek bir şeyler buluyoruz aslında, mazoşist miyiz neyiz :D

      Sil
    3. Ne güzel anlayan birisinin olması:))
      Bilmem ki mazoşist miyiz? Ama daha sevimli bir şey bulsak iyi olur:)))

      Sil
    4. Hüzün kovan kuşları diyelim o zaman :)

      Sil
    5. Ya bunu sevdim işte:)) harikasınız...

      Sil
  4. Okuduğum evvelki yazılar, şiirler gibi yine içten, yürekten ve dokunaklı. Çok beğendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy teşekkür ederim, ne güzel yorum yaptınız öyle.
      Çookkk mutlu ettiniz beni:)))

      Sil
  5. Sizi her nereye götürüyorsa...
    İşte o kaleminize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir bilsem kalemin rotası hep farklı ve teşekkürler:)))

      Sil
  6. Kalemine sağlık yüreğine sağlık...

    Yazmak kağıda iç dökmek.. Bir başına kalıp herkesi her şeyi ama önce kendini eleştirmek.. Her yazın gibi bu yazında çok iyi.. Kalemin hep var olsun o halde.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa cancanımm çok teşekkür ederimm :)))

      Sil
  7. Güzel yorumları ile bana destek olan Büşra Gürbüz kimmiş, bir ziyaret edeyim dedim. Öyle güzel ve anlamlı bir paylaşımla karşılaştım ki. Çok çok memnun oldum. Bundan sonra ben de takipteyim :) Kalemin daim olsun. Yüreğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çokk teşekkür ederim. Şu hayatta öğrendiğim bir şey daha varsa insanlara destek olunması gerektiği, köstek olan çokta. Ve hikayelerinize destek olmasam günah olurdu:):)
      Yaaa böyle güzel yoruma bende çok mutlu oldum ayrıca:):)

      Sil
  8. Ben düşünmeyi daha çok seviyorum. Yazmak, hele konuşmak hiç bana göre değil. Bazı düşüncelerim var ki; onları kimseyle paylaşmaya kıyamıyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh evet bazı düşünceler ziyan edilmemeli düşünmeyenlerle. Evet gerçekten düşünmeyide çok seviyorum bir iç sesim var ki o benden geveze:)
      Ama yazıya olan tutkum o da başka tabi ki...

      Sil
    2. Düşüncelerimde oradan oraya atlarım bu bana sıkıntı vermez ama bu yazı veya konuşmada karşıdakini yoruyor elbet.
      Düşünceler değiştirilebiliyor hatta bundan mes'ul bile olmuyorsunuz ama sözlere dökünce; siz unutsanız bile karşınızdaki unutmuyor da sürekli başınıza kakıp duruyor. Konuşmadan - yazmak da bir nevi konuşmaktır- uzak kalmamın bir sebebi de bu olsa gerek.

      Sil
    3. Evet kesinlikle yazmak da bir nevi konuşmaktır. Unutmuyorlar ne denildiğini zaten herkes kulaklarına doldurmak istediklerini duymak istiyor. Ama bu güzel yorumunuz bile küçük bir yazı havasında:):)

      Sil
    4. Bloğumda kendimden yazmayı bıraktım ama yorumlardan vazgeçemedim. :)

      Belki de ortamına göre değişiyordur. Anlamayana konuşmak bir işkence gibi.

      Sil
    5. Güzel yorumlarınız hep olsun o zaman çok teşekkürler:))

      Sil
  9. çok beğendim ve çok etkilendim ve çok duygulandım yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya Deeptone yorumlarınla beni de ne kadar mutlu ettiğini bilsen cansın :):)

      Sil
  10. Kalem yalnız ve sessiz gecelerimizin arkadaşıdır ya... İnternetim olmadığı eski zamanlarda daha çok yazardım ben. Şimdilerde pinteresti, şuydu buydu oyalanırken yazmak aklıma gelmiyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa yazın inşallah sizde,
      Belki de kaleminiz biraz dinlenme peşindedir.
      Her şeyin bir zamanı vardır buna inanırım:))

      Sil
  11. O da giderse yaşayamam demişsiniz ya, kalemiyle var olan büyük insanlara selam olsun, kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşamla aramdaki bağ, sevdiklerime verebildiğim en anlamlı hediye.
      Ve böyle anlamlı yorumlar alınca daha bir mutlu oluyor insan teşekkürler:))

      Sil
  12. Güzel bir blogunuz var. Tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, naçizane yazma uğraşındayım.
      Yorumunuz güç oldu, destek oldu sağ olun:))

      Sil
  13. Yazmak beni de rahatlatır, iyi ki kalemlerimiz var :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Ben De Giderim

Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

Yazı'nın Ham Maddesi Hüzün'dür...

Tarih:1 Eylül 2017 Cuma      Saat:Umudu Hüzün Geçiyor


 Kim ne derse desin "Mutlu İnsan" işi değil yazmak. Mutlu insan kayıp değil ki kaybolsun kelimelerde, düşsün yazının iklimine. Kanamaz ki kalemi aksın kağıda. "Mutlu İnsan" işi değil yazmak, kim ne derse desin. Bizde yazarak mutlu oluyoruz o başka tabi.
  Aslına bakarsak mutlu olmak için "Fazla Hüzünlü Bir Dünya"da yaşıyoruz. Ve kabullenmiş insan yazar, dünyanın hüznünü kabullenmiş insan. Hüznü kalemine yüklenmiş insan yazar.
  Kalemimiz, göz kapaklarımızdan yorgun bizim. Uykumuzu da severiz bu yüzden. Ah! uyuması da zor bizlere, uyanması da. Hüznümüzden tek koptuğumuz an uykumuz o yüzden değerli bu denli.
 Anlaşılmak için de yazmıyoruz, dinlenmek için uyumadığımız gibi. Anlatmak için yazıyoruz, anlamayı istemek karşı tarafın yükümlülüğü. Anlamayı bırakın kelimenin naifliğini hiçe sayıp acıtıyorlar. Kalbimizin ağrısı, sancısı bize kalıyor.
 İnsanların acıtmak için söylediği sözleri geçin, öfkelerinin …

En Güzel Yazı(m)

Bir soru peydah oldu içimde. Cevabını hiç veremeyeceğim bir soru. Kendime "En güzel yazımı ne yazacağım? diye sordum.    Dürüst olmam gerekirdi. Sonra kabul ettim hiçbir zaman en iyi yazımı yazamayacağım. Her yazılan bir öncekinden daha iyi olacak. Yeni yazılan daha bir tecrübe kokacak. Önceki hep bir acemi kalacak. Gözlere daha alımlı gelecek yeni yazılan. Önceki gençliğin toyluğunu taşıyacak satırlarında. Tıpkı yazar gibi eğilip, bükülecek; düşüp, kalkacak; gülüp, ağlayacak ama hep daha iyiye gidecek yazı.  Henüz yazılmayanlar en iyi yazımız olacak.   Bilemeyiz, belki en iyi eserimiz ölümümüz olacak. Yaşama yakışır bir ölüm. Belki hayatımızı taçlandıran sanat, ölüm olacak.    Ünlü mü olmak gerekir bunun için; hiç sanmıyorum. İyi bir insan olmak yetmez mi? Ve iyi bir insan kalarak ölmek. Yaşam sanat değil mi zaten? En zor olanı yaşam sanatı değil mi?    Daha yapmadığımız iyilikler en iyi iyiliklerimiz değil mi? Yarın yaşamadığımız en güzel günümüz. Atılmayan kahkahalar en içt…

Koca Aptal

İnsan bir döngü içinde yaşar. Gece-gündüze, kış-bahara, çocuk büyüğe, doğum-ölüme dönüşür. Yaprak toprağa karışır, tekrar yemyeşil açabilmek için. Bu döngüde geçer yaşamı insanın; ölümü unutup, zamanın farkına varmaması için.    Zaman avucumuzdan hızla akan kum taneleri gibidir. Ve çoğumuzun avucunu kapatıp, zamanı durduracak mecali yok. Geçip giden çocukluğumuzu kaybediyoruz. En güzel zamanlarımız geçmişin tozlu raflarına saklanıyor. En masum yanımızı kaybederken avcumuzu kapatmayı akıl edemiyoruz.    Akıl edemediğimiz başka şeylerde oluyor elbette. Mesela kötü insanların okuduğumuz hikayelerde, izlediğimiz televizyon programlarında var olduklarını sanıyoruz. Ama büyümek bize hiç uzakta olmadıklarını gösteriyor. Çocuk aklımızla bir şeylerin geçeceğine inanırken bazı şeylerin hiç geçmediğine şahit oluyoruz. Döngü bize öğretiyor; yaralanarak büyürsün, yaralarını saramadan ölürsün.    Aslında büyümek hepimizde aynı olmuyor. Bazılarımızın sancılı oluyor yaşamı, zaten hepimizin değil b…