Ana içeriğe atla

Ölüm

 
ÖLÜM
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Dudaklarda kahkahalarla,
Belki gözyaşlarıyla,
Ya da son umutla.
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Kimimiz koşar adımla,
Kimimizin ölüm yokken aklında,
Ya da ansızın olacak bazılarımızda.
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Genç yaşımızda,
Yaşımızın geçtiği zamanlarda,
Ya da yaşam sevincini taşırken her anımızda.
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Kör bir kurşunla,
Belki ölüm varken aklımızda,
Ya da olmayacak intiharla.
 
Ölüme gideceğiz hepimiz,
Geride kalanlarla,
Ne olursa olsun yaşanmışlıklarla,
Ve olamadığımız mutluluklarla.
 
Bırakacağız hayatı acısıyla, tatlısıyla,
ölüme gideceğiz hepimiz,
Ne olursa olsun, acı bir vedayla...
                                                       
                                               "Aşkı Zikreden Yazar"
 
(Bir küçük çocuğa yazıldı bu satırlar. Hiç yokken aklında ölümüne sebep oldular. Ve nicelerinin.
İnsan kendi türünden çektiğini çekmedi kimselerden. 
Şu ölüm var ya ne adaletlidir. Mesela ölünce mevkiin yüksek diye cennete almıyorlar. Yaşadığın kadarsın, ne kadar iyiysen o kadar yükselir merteben. Kötülüğe hazır olduğun kadar ölüme de hazırsan sıkıntı yok ey insan. En büyük savaşında gazan mübarek olsun...)
                                                                             


Yorumlar

  1. Ölüm hiç yokken yokluğun kapısın dan giren ölüm bir soğuk musalla taşında biten son nefes gibi ...Ne olursa olsun, acı bir vedayla...
    Yüreğine kalemine sağlık sevgiler .. Rabbım her şeyin hayırlısını versin ölümün bile ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin gerçekten öyle ölümünde hayırlısı...
      Çok sağ olun Sevgiler:)))

      Sil
  2. Cahit Sıtkı Tarancı ne güzel sözler Otuz Beş Yaş şiirinde:

    Neylersin ölüm herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak.
    Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak,
    Taht misali o musalla taşında.

    Hâlâ çocuklar ölüyorsa -hele ki savaşlar yüzünden- bu dünya yaşanacak bir yer olamamıştır hâlâ.
    Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim...
      O kadar severim ki bu şiiri de...

      Sil
  3. Çocukların şimdilerde çektiği... Hayatları karararak da ölüyor çoğu nefes alırken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar doğru dediğiniz. Nefes alırken de ölüyor çoğu ne yazık ki...:(((

      Sil
  4. Kahkahalarla gitmek umuduyla... Ve son yazdıklarınız, çok etkileyiciydi. İnsan, insandan başka kimseden çekmedi, çok doğru.
    Kaleminize sağlık, efendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Maalesef insanlar olarak böyleyiz...

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Sağol Deep haklı olmayı istemediği zamanlarda oluyor işte...

      Sil
  6. Ölüme gideceğiz hepimiz
    Çok doğru satırlar. Allah ölümünde hayırlısını versin..

    Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin ölümünde hayırlısı...
      Sağ ol canım...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Ben De Giderim

Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

#Mim Hayaller hayaller!

Mimleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok seviyorum, belki de bu röportaj okumayı da çok sevmemden geliyor. Mesela bir oyuncu ya da bir yazarı araştırmak istersem röportajlarını okurum hep. Çünkü soruların cevapları iç dünyamızın fısıltıları oluyor. Ve çok güzel bir mim var karşımızda. Beni mimleyen Sevgili Berikanın Günlüğü'ne çok teşekkür ediyorum. Onun cevapları da çok güzel, eğer merak ederseniz bir ziyaret edin bloğunu. Geçelim benim cevaplara; 1) Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?   Hayal kurma konusunda üst düzey yetenekli olabilirim. Bir otobüsün camına başımı koyduğum anda, yastığı başımı koyduğum zamanlarda hemen hayal kurabilirim. Hatta uyumak için masal okunan bir çocuk olmadım. Şimdi iyi ki de öyle olmuş diyorum. Çünkü çok fazla masal okumak, hani bilim kurgu tarzı oluyor ya onlar hayal dünyasını öldürebilir. Tabi bu bana göre. Eğer bir gün anne olursam çocuğumla beraber hayal kurarım uyumadan önce. Kitap okuma alışkanlığını tabi ki kazandırm…

Her Deli Yazmaz Ama Her Yazar Delidir

Sabahlara uyanmamak, gecelere uyumamak; benim gibi bir adama mı özgüdür. Sabahları ağzında kesif bir sigara tadıyla uyanmayı bir ben mi bilirim. Damağımda bir hissizlikle uyanıyorum her sabah. Bildiğim kadarıyla sigara yüzünden. Öyle bir tatsızlık oluyor ki ilk dişlerimi fırçalıyorum. Macunun tadını almak rahatlatıyor beni. Biraz peynir atıyorum ağzıma sonra. İşte o zaman damağımın tadı geliyor. Bilmediğim kadarıyla da yaşadıklarımdan bu tatsızlık. Bunun için ne yapacağımı ise bilmiyorum. Zaman makinesi olsa yapar mıydım, yapmazdım. Çünkü bu insanlar bir yolunu bulur, zaman makinesini bile mahvederdi. Yani onunda dolandırıcılığı olurdu. Bilmediklerime bir şey yapmayalım o yüzden, geçelim...   Geçelim dedim de bırakmalı mıyım sigarayı? Sigaranın edebiyatı var bana göre. İçki içmiyorum, o yüzden içkinin edebiyatı olmaz. O da bana göre tabi. Sigara böyle kendini yavaşça zehirlemek gibi. Her gün biraz daha zehir. "Her gün biraz daha zehir, yaşamı yaşanılır hale getirir." bu d…

Bazı Biletler Can Kenarı Olur (Yolculuk Anıları 4)

Yorgundu yolcu, yabancı gibi girdi kapıdan içeriye. Sıkıntılı görünüyordu. Gişeye yaklaştı. Sanki telaşlı mı neydi? Kaçar gibi sıkıntılıydı hali.   "Bir bilet, bir bilet cam kenarı değil,can kenarı olsun." dedi. Anlayışla gülümsedi karşısındaki. Ahh şu içine yolculuk edenler, ne de yorgun, ne de korkak, tuhaf ama bir o kadar da umutlu olurdu.   Bileti elinde, bir köşeye yaklaştı. Boştu yolculuk edeceği aracın tüm koltukları. Ne tuhaf aracı sürende yoktu. Böyle olur içe yolculuklar; yolcusu da, hostesi de, aracı kullanan da sen olursun. Kabullenişle kapadı gözlerini. Ne o bir iki damla yaş mı aktı gözlerinden? Sanki dudaklarında bir gülümseme mi vardı? Ya da, ya da bu çelişki umut demek miydi?   İlerlerken yolculuğunda tökezledi bir an sarp kayalara gelmişti, dik yokuşlara, bir yanı güllük gülistanlık kumsallara. Tanıdık bir havası vardı. Tanıdı da tabelada "Çocukluğun" yazıyordu. Rakım, nüfus, km... bunlar yoktu. Dökülen gözyaşı, atılan kahkahalar, çocukluğun t…