Ana içeriğe atla

Gece Kalpte




GECE KALPTE
 
Gündüze "İyi Geceler" oldu,
O halde günaydın gece.
 
Gitmek ne zaman yüreğe vuruldu?
Hoş geldin yabancı kalplere.
 
Sevmek nicedir insandan uzak,
Okşamak sadece rüzgara kaldı.
 
Yalnızlık çoktur bizimle,
Kalabalıklar çok sahte şimdilerde.
 
Gündüze "İyi Geceler" oldu,
O halde günaydın gece.
 
Gündüz mutluların kalbinde,
Biz ise kalbe giydirdik gece.
 
Yağmur ıslatmıyor artık,
Sahi, en son ne zaman sırılsıklamdık.
 
Gözler görmekten uzakta kaldı,
Dinlemek yoruyor artık aklı.
 
Sorma, sorsan herkes haklı,
Kalp paramparça, kan içinde,
İçinde acı, içinde gece saklı.
 
Şair diyor ya zaten;
Gündüze "İyi Geceler" oldu,
O halde günaydın gecem,
Günaydın, bu senin de gecen...
 
                                         "Aşkı Zikreden Yazar"
 
(Hayat bazen geceye günaydın demeni ister.
Zaten sadece gündüzleri denilecek diye zorunluluk yoktur.
Bize böyle öğretti insanlar sorgulamadan kabul ettik.
Ama bir gün hayat kulağıma eğildi ve dedi ki "Geceye günaydın de."
Gecesi aydın olanlara selam olsun...)


Yorumlar

  1. ozaman geceye GÜNAYDIN :)

    YanıtlaSil
  2. Gündüze "İyi Geceler" oldu,
    O halde günaydın gecem,
    Günaydın, bu senin de gecen...
    Bu satırlara ayrıca bayıldım. Yüreğine sağlık. Öyleyse "günaydın gece" ❤️❤️👏

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Mutlu ettiniz beni:)))

      Sil
  3. Bir şiir eleştirmeni değilim ama en güzel mısrayı -bence tabi- söylemek isterim: "Sevmek nicedir insandan uzak,/ Okşamak sadece rüzgara kaldı."
    Kalemine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolun...
      Zaten yazdıklarımı paylaşmadan okuduğum kişilerde eleştirmen değil. Benim için önemli olan da insanların kalbine dokunabilmek...

      Sil
  4. Giden şeylerden sonra yeni gelenlere -sizin tabirinizle- günaydın diyebilmek biraz gençlere göre daha kolay. Onlar daha çabuk adapte oluyorlar. Yaşlılar ise elveda diyemiyor ki; hoşgeldin diyebilsin.

    Şuan aynen böyle bir durum içindeyiz. Birisine yenilikleri kabul ettirmeye çalışıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bende yeni gelenleri kolay kabul edemem. Bunun gençlik ya da yaşlılıkla ilgili olduğunu da düşünmüyorum. Aslında şiiri de gecenin büyüsüne yazdım. Sanki geceye fısıldanan yalnızların sözleri var. Ama tabi ki okunan hepimizde farklı anlamlar oluşturuyor. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim...

      Sil
  5. Çok beğendim, hele kime sorsan haklı kısmını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) eeee insan nasılda öğreniyor sora sora herkesin haklı olduğunu :))))

      Sil
  6. Efendim, ne güzel sözler bunlar, "o halde günaydın gece"...
    Kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Güzel bir kaç kelam edebildiysek ne mutlu...

      Sil
  7. Sorma, sorsan herkes haklı,
    Kalp paramparça, kan içinde,
    İçinde acı, içinde gece saklı....
    yüreğine kalemine sağlık çok güzel satırlar yürek sesin hiç susmasın sevgiler ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))) Çok teşekkür ederim insan böyle geri dönüşler alınca nasılda mutlu oluyor...

      Sil
  8. Trabzondan kareler çok bayılırım memleketime :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle gerçekten memleket başkadır...

      Sil
  9. heeey senin şu saf temiz tarzın çok güzel hep diyom işteee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))) Çok gülümsettin beni yine çooookkkk teşekkür ederim :))))

      Sil
  10. Kalemine sağlık. Geceye günaydın dedik nicedir de şiir de aydınlattı beni.

    Sevmek nicedir insandan uzak,
    Okşamak sadece rüzgara kaldı.

    Beni benden alan mısralar... Allah yolunu açık etsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin canım hepimizin yollu açık olsun inşallah...
      Çookk teşekkür ederim mutlu ettin beni:))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Ben De Giderim

Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

Yazı'nın Ham Maddesi Hüzün'dür...

Tarih:1 Eylül 2017 Cuma      Saat:Umudu Hüzün Geçiyor


 Kim ne derse desin "Mutlu İnsan" işi değil yazmak. Mutlu insan kayıp değil ki kaybolsun kelimelerde, düşsün yazının iklimine. Kanamaz ki kalemi aksın kağıda. "Mutlu İnsan" işi değil yazmak, kim ne derse desin. Bizde yazarak mutlu oluyoruz o başka tabi.
  Aslına bakarsak mutlu olmak için "Fazla Hüzünlü Bir Dünya"da yaşıyoruz. Ve kabullenmiş insan yazar, dünyanın hüznünü kabullenmiş insan. Hüznü kalemine yüklenmiş insan yazar.
  Kalemimiz, göz kapaklarımızdan yorgun bizim. Uykumuzu da severiz bu yüzden. Ah! uyuması da zor bizlere, uyanması da. Hüznümüzden tek koptuğumuz an uykumuz o yüzden değerli bu denli.
 Anlaşılmak için de yazmıyoruz, dinlenmek için uyumadığımız gibi. Anlatmak için yazıyoruz, anlamayı istemek karşı tarafın yükümlülüğü. Anlamayı bırakın kelimenin naifliğini hiçe sayıp acıtıyorlar. Kalbimizin ağrısı, sancısı bize kalıyor.
 İnsanların acıtmak için söylediği sözleri geçin, öfkelerinin …

En Güzel Yazı(m)

Bir soru peydah oldu içimde. Cevabını hiç veremeyeceğim bir soru. Kendime "En güzel yazımı ne yazacağım? diye sordum.    Dürüst olmam gerekirdi. Sonra kabul ettim hiçbir zaman en iyi yazımı yazamayacağım. Her yazılan bir öncekinden daha iyi olacak. Yeni yazılan daha bir tecrübe kokacak. Önceki hep bir acemi kalacak. Gözlere daha alımlı gelecek yeni yazılan. Önceki gençliğin toyluğunu taşıyacak satırlarında. Tıpkı yazar gibi eğilip, bükülecek; düşüp, kalkacak; gülüp, ağlayacak ama hep daha iyiye gidecek yazı.  Henüz yazılmayanlar en iyi yazımız olacak.   Bilemeyiz, belki en iyi eserimiz ölümümüz olacak. Yaşama yakışır bir ölüm. Belki hayatımızı taçlandıran sanat, ölüm olacak.    Ünlü mü olmak gerekir bunun için; hiç sanmıyorum. İyi bir insan olmak yetmez mi? Ve iyi bir insan kalarak ölmek. Yaşam sanat değil mi zaten? En zor olanı yaşam sanatı değil mi?    Daha yapmadığımız iyilikler en iyi iyiliklerimiz değil mi? Yarın yaşamadığımız en güzel günümüz. Atılmayan kahkahalar en içt…

Koca Aptal

İnsan bir döngü içinde yaşar. Gece-gündüze, kış-bahara, çocuk büyüğe, doğum-ölüme dönüşür. Yaprak toprağa karışır, tekrar yemyeşil açabilmek için. Bu döngüde geçer yaşamı insanın; ölümü unutup, zamanın farkına varmaması için.    Zaman avucumuzdan hızla akan kum taneleri gibidir. Ve çoğumuzun avucunu kapatıp, zamanı durduracak mecali yok. Geçip giden çocukluğumuzu kaybediyoruz. En güzel zamanlarımız geçmişin tozlu raflarına saklanıyor. En masum yanımızı kaybederken avcumuzu kapatmayı akıl edemiyoruz.    Akıl edemediğimiz başka şeylerde oluyor elbette. Mesela kötü insanların okuduğumuz hikayelerde, izlediğimiz televizyon programlarında var olduklarını sanıyoruz. Ama büyümek bize hiç uzakta olmadıklarını gösteriyor. Çocuk aklımızla bir şeylerin geçeceğine inanırken bazı şeylerin hiç geçmediğine şahit oluyoruz. Döngü bize öğretiyor; yaralanarak büyürsün, yaralarını saramadan ölürsün.    Aslında büyümek hepimizde aynı olmuyor. Bazılarımızın sancılı oluyor yaşamı, zaten hepimizin değil b…