Ana içeriğe atla

ROMANTİK MİSİN?

 Romantik!Sözlük anlamı:Davranışlarında duygu ve coşkusu fazla etkili olan demek.
 Ya günümüzde nasıl yorumluyoruz?Ancak insan sevgilisine romantik sürprizler yapar.Ve bir çiftte ya kız ya da erkek daha romantik olur.Genellikle de bayanlar daha duygusal olduğu için bayanlar daha romantik algılanır.Aslında öyle mi peki?Hediyeler alınca da romantik misin?Nasıl hediyeler?Pahalı,düşünülmüş...Hangisi romantik yapar seni?
 Ben romantik kelimesini günümüzdeki "Aşkım" kelimesi gibi deforme olmuş görüyorum.Herkesin ağzındaki sakızdan hallice.

 Şimdi diyeceksiniz anlattın bu kadar sen ver bakalım bunun tarifini.Şunu söyleyeyim ilk olarak günümüzdeki insanların ne yazık ki gerçek aşkı tadamadan öldüğünü görüyorum.Daha acısı sevgi dahi olmayan hoşlantı pırıltılarının ilk göz kamaştırmasına aldanıp aşkı kirletip gerçek bir şeyler yaşadıklarını zannedip ölüp gidiyorlar.
 Ben de aşkı tatmadım daha ne olduğunu bilmiyorum bekli ama ne olmadığını çok iyi biliyorum.
 Neyse insanlar romantizmi de sevgiliye yapılan sürprizler olarak değerlendiriyor.Gerçek olmayan sevgilerin sevgililerine.Reddediyorum bunu.
 Ben insanlara özel olduklarını hissettirmeyi seviyorum.Çevremizdeki herkes özel çünkü.Bu kanıya nereden vardın diye sorarsanız:Bir kitap okumuştum isimini maalesef hatırlamıyorum.Kitapta dua ettiğimizde Rabb'imizin her birimizi tek tek dinlediği ve "Buyur Derya kulum, buyur Selçuk kulum"diye her birimize özel olarak hitap ettiği yazıyordu.Kainatı yaratan, kelimeleri, duyguları, aklımıza gelen ve gelmeyen her şeyin yaratıcısı her birimize özel olarak hitap ediyordu.O'na her seslenişimizde aynı şekilde hitap ediyordu ismimizle.Nasıl bir histi bu anlatamam duygularım coşmuştu adeta.Özel olduğumu hissetmiştim.Beni dinleyen bana şah damarımdan daha yakın, soluğumu hisseden, acımı, mutluluğumu, kalbimi benden daha iyi bilen O'ydu.
 Anladım ki o gün herkes özel.Ben de insanlarla konuşurken onlara özel olduklarını hissettirmeye çalışırım.Hediye alırken aldığım kişiye özel bir şeyler yapmaya çalışırım.Ve sonucunda onların gözünde gördüğüm mutluluk paha biçilemez.
 İşte bunu seviyorum insanlara özel olduklarını hissettirmeyi.Kimseyi kayırmadan tüm sevdiklerime.Sözlük anlamına bakarsak romantik olurum.Ama sözlük anlamı aklımıza gelen anlamıyla aynı değil.Ben de bu yüzden bunu kabul etmiyorum.Romantik miyim?Belki de, cevabı bende değil ya da neye göre kime göre romantiğim?Zaten işin bu kısmıyla ilgilenmiyorum.
 Özelliği insanlara özel hissettirmek olan biriyim sadece.İnsanlara göre sıradan kendime göre sıradışı.
 Yani diyeceğim o ki:Romantik olacaksanız da ilk önce samimi olun.Ve güzel düşüncelerinizi çevrenizdekilere de yayın.İlginizi hakkeden sadece sevgiliniz değil tüm sevdikleriniz.
 Sevgi verdikçe çoğalır, acı paylaşıldıkça azalır.Ve tüm karanlıkları sade sadece sevgi aydınlatır.
 Ve hepiniz çok özelsiniz.Özel kalın!!!
                                                                                                                                       SEVGİLERİMLE...

Yorumlar

  1. Ama ne içten bir yazı bu. Romantiklik de kişiden kişiye değişir elbet. Tanımın cuk olmuş Romantiklik aslında ince bir jesttir bence. Ki haklısın sadece sevgili sıfatıyla birbirine hitap edenlere adanmamalı..

    YanıtlaSil
  2. Sağol can böyle geri dönüş almak paha biçiliemez🙏

    YanıtlaSil
  3. bu dünyaya çok lazım şimdi romantiklik yaaa. bizim ülkeye daha çok lazım :) ay kotoko da burdaaa. çok ciciş o daaa :) baksanaa, dün yorumunu görmüştüm blogunda da gezdiim. yorumunu yayınlamamıştım. yayınlayıp da ya atllarsam unutursam diyeeee. ilk kez geldin yorum yaptın yaaa blogumaaaa. önce teşekkür ederim yaniiii :) sonra da hoşgeldiiin. sonra da, görüşürüz ki yineeee. sonra, bak ben üye olmadan okuyom blogları. sonraaaa bi deee du sana arkadaş da getircem, sonra bi deee aramıza hoşgeldiiiin :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş bulduk Deeptone 😊 iki yorum atmışım anlamadan bir tanesini sil istersen birbirinin tekrarı olmuş acemiliğime ver. ☺

      Sil
    2. heeeey oleeeey bu yorumu da iki kere yaptııın yaaa :) birbirinin aynı ve birbirinin tekrarı dediiiin :))) dur seeen yakında kalmaz acemiliğiin kiiii :)

      Sil
    3. Şablonu değiştirdim yorumun yanıtla kısmı yoktu şimdi direk düzenleyim dedim inşallah yakında teke düşüreceğim yorumları. 😊

      Sil
  4. Romantiklik tecrübeyle azalan bişi bence (tecrübeyle sabit) ;)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Yazı'nın Ham Maddesi Hüzün'dür...

Tarih:1 Eylül 2017 Cuma      Saat:Umudu Hüzün Geçiyor


 Kim ne derse desin "Mutlu İnsan" işi değil yazmak. Mutlu insan kayıp değil ki kaybolsun kelimelerde, düşsün yazının iklimine. Kanamaz ki kalemi aksın kağıda. "Mutlu İnsan" işi değil yazmak, kim ne derse desin. Bizde yazarak mutlu oluyoruz o başka tabi.
  Aslına bakarsak mutlu olmak için "Fazla Hüzünlü Bir Dünya"da yaşıyoruz. Ve kabullenmiş insan yazar, dünyanın hüznünü kabullenmiş insan. Hüznü kalemine yüklenmiş insan yazar.
  Kalemimiz, göz kapaklarımızdan yorgun bizim. Uykumuzu da severiz bu yüzden. Ah! uyuması da zor bizlere, uyanması da. Hüznümüzden tek koptuğumuz an uykumuz o yüzden değerli bu denli.
 Anlaşılmak için de yazmıyoruz, dinlenmek için uyumadığımız gibi. Anlatmak için yazıyoruz, anlamayı istemek karşı tarafın yükümlülüğü. Anlamayı bırakın kelimenin naifliğini hiçe sayıp acıtıyorlar. Kalbimizin ağrısı, sancısı bize kalıyor.
 İnsanların acıtmak için söylediği sözleri geçin, öfkelerinin …

Hep Konuşan, Hiç Bilmeyendir...

İnsanlar mı tuhaf hayat mı? İnsanlar mı zor hayat mı? Düşünceler mi kirli insanlar mı? Hayat mı kötü insanlar mı?
  Şüphesiz "insan" derim. Hayatı, düşünceyi, oluşturan insandır çünkü.    Peki yaşamın gerçekliği mi ölümün gerçekliği mi?    Şüphesiz ölümün gerçekliği derim. İnsan tuhaf bir varlık. Hiç ölmeyecek gibi konuşuyor, yazıyor ve yaşıyor. Her şeyin ve ölümün hayırlısı olsun, insan hayatında.    Bakıyorum da insanlara kalıcı gibiler bu dünyada. Özellikle tam da kendi çağını yaşayanlar. Sanki geçmeyecek günleri. Sayılı nefeslerin, sayılı günlerin, kalp atışların sayılı; sayısız güvenin nedir kendine?    Herkes, her konuda konuşabiliyor. Bazen o kadar öfkeleniyorum ki cevap vermek istiyorum. Ama öfkeli cevap verirsem sadece kendimi haklı çıkartmak için konuşmuş olurum. Mühim olan ise doğrunun haklılığını ortaya koymaktır.    Mesela tarihimi çok seviyorum. Ama tarih üzerinden hiçbir zaman prim yapmadım. "Atilla" ve"Yavuz Sultan Selim"i çok ayrı seve…

Küçük Kız

Sabahın tatlı telaşı sarmıştı evlerini. Erken kalkmanın verdiği uykusuzluk gözlerinden okunuyordu. Okula gitmek için sabahları erken kalkmalıydılar. Sabahın ilk ışıkları aydınlatıyordu rutubetli evlerini. Evin uyanışı da artık tamamlanmıştı.    Evin annesi hazırlamaya başladı Küçük Kız ve ablasını. Küçük Kız uykusunu sevdiğinden "Eve gelince hemen uyuyacağım." diye düşündü. Tıpkı her sabah düşündüğü gibi. Ve her eve gelişinde uyumadığı gibi.   Kahvaltı masasına geçtiler. Ama fazla bir şey yoktu masada. Ekmekten biraz tırtıklayıp kalktılar. Son hazırlıklarını da yapıp evden çıktılar.    Otobüsle gidip geliyorlardı okula, durağa geçtiler her zaman olduğu gibi. Mevsim sonbaharı andırıyordu, ilkbaharda olabilirdi aslında. Küçük Kız hırka giydiğinden böyle düşünüyordu.    Siyah okul ayakkabılarını da çok seviyordu. Okula başlayınca alınırdı çünkü ona yeni ayakkabı, yeni kıyafet. Sevgiyle bakıyordu ayakkabılarına.    Nasıl olduysa oldu, bir gün ayakkabısının yapışkanı koptu. Ai…

Halimin Ruhu

Bu aralar,
Beni en mutlu eden şey film izlemek,
Mutlu insanların var olduğu filmleri.
Mutluluğa inanmak için değil bu,
Aksine,
Mutsuzluğun varlığına inandırmak için kendimi.

Mutluluk uzak bir liman,
Uzak ihtimal.
Ah, şu mutsuzluk,
Davetsiz misafir, hep çat kapı...

                                                        "A. Z. Yazar"