Ana içeriğe atla

AİTLİK

  
  İnsan nereye aittir?Mutlu olduğu yere, sevildiği yere, karnının doyduğu ya da kendine benzeyenlerin olduğu yere mi?
  Hangisi ait kılar bizi ya da insan illâ bir yere mi ait olmalı?Olmazsan ne olur?Özelliklerin seni bir yere ait kılmazsa dışlanır mısın?
  Evet, genellikle böyle olur.Farklıysan göze batarsın.Sorduğun sorular mantık dışı olarak nitelendirilir.Bakışlar bağırır sanki normal olmadığını.Peki bu diğerlerini normal kılar mı?Hiç 
sanmıyorum.

  Sınıflı bir yapıda dayatılır sana ya cesur, ya doğru sözlü, ya bilgili, ya gösterişli, ya kibar bu ya'lardan biri olacaksın diye.Ama güçlü olursan, adaletli değil adaletsiz bir güç sahibi olursan, sorun değil hangisine ait olduğun.Nasıl olsa yönetensin.
  Ben, ben uyumsuzum işte.Tek bir tanesine ait olamayan uyumsuz. Fark edilen, rahatsız eden.Bu onlara göre kötü olabilir, bana göre eşsiz bir duygu.
  Her şeye karşı durmak, hafiften dik başlı olamak.İnsanları robotlaştıran sisteme karşı durmak.İşte bu ruhunun gökyüzünde zafer uçuşu yapması gibi bir şey.
  Eğer varsa başka uyumsuzlar bilsinler ki bir yere ait olmak için tek bir özelliğe ihtiyaç yok.Bazen hiçbirine ait olmamakta başka bir aitlik içerir. 
  İşte bu "Kendine Ait Olmak" durumu...

(Bu yazı "Uyumsuz" filmi izlenip öyle yazıldı."Kendini tek bir kelime ile tanımlar mısın?" sorusuna cevabı bu filmle buldum:UYUMSUZ. Şiddetle tavsiye etmesem de vaktiniz varsa izleyin derim.:):)"

Yorumlar

  1. en güzeli kendine aitlik sanırım :)
    fırsat bulunca bakayım duymuştum daha önce de, teşekkürler<3

    YanıtlaSil
  2. Maviye İz Süren bakmalısın mutlaka...İnsan en çok kendine ait olmalı.Çünkü kendini en iyi yine kendin anlarsın.

    YanıtlaSil
  3. ay herkes senin gibi uyumsuz olsun o zaman yaaaa :)

    YanıtlaSil
  4. Olabilen, başarabilen olsun Deeptone :)))

    YanıtlaSil
  5. Insan aslında hep, olduğu yere aittir ama var olduğu her yer ait hissettiği yer olmayabilir ;)
    (beyin yakan yorumlar :)))

    YanıtlaSil
  6. :)) Buzlu Kalem gerçekten beyin yakan yorumlar olmuş. (Bu dediğin çok iyi olmuş ya :) :) :))

    YanıtlaSil
  7. ama son yazımı gördün müüüü :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gördüm ve çoookkkkkk mutlu oldum Deeptone,çok teşekkür ediyorum.

      Sil
  8. Merhaba deepten geliyorum yazısında sizden bahsetmiş bi selam vermeden gitmeyeyim dedim takipteyim artık sevgilerle... :)

    YanıtlaSil
  9. Uyumsuz filmini ben de severek izlemiştim, duyduğuma göre kitapları daha da güzelmiş :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası kitabını duymamıştım Kağıt Salıncak okumak lazım teşekkür ederim.:))))

      Sil
  10. Filmi izlemiştim ve beğenmiştim. Ben de uyduramıyorum kendimi bir yerlere, neredeyse her cümlede düşündüklerimi dile getirmişsiniz. Kaleminize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serhat Ocak güzel yorumunuz için teşekkür ederim :)

      Sil
  11. Deep Tone'un tanıtımıyla haberdar oldum sizden. Ve uğradım hemen.
    Demek istediğim, sizi takipteyim.

    YanıtlaSil
  12. Teşekkür ederim hoş gelmişsin...:) Acemi Demirci

    YanıtlaSil
  13. İnsan dediğin her yere uymaz zati bacım. Bu arada Deep'ten geliyorum. Ben seni ziyaret etmiştim geçen, hatırladım. Elim değmişken takip edeyim hemi. Sen de bana gelsene. Film var, kitap var, gezi var. Sevgileğ ❤

    YanıtlaSil
  14. Hoşgeldin biliyorum zaten topladığın çiçeklerden Emine Bektaşi☺

    YanıtlaSil
  15. Ben çok beğenmedim yani beni sarmadı :) Çerezlik diyorum kendimce Teşekkür ederim anlatım için Büşra :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında izlendiği zaman çok önemli oluyor. Anlatılmak istenen çok güzeldi. Ama devam filmleri beni hayal kırıklığına uğrattı. Çerezlik tabirini bende bazı kitaplar için kullanırım :)) Ben teşekkür ederim. Birde devam filmini izleyin eziyete yakın :))) Üzdüler beni böyle yaparak. Sevgilerimle...:)))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Ben De Giderim

Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

#Mim Hayaller hayaller!

Mimleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok seviyorum, belki de bu röportaj okumayı da çok sevmemden geliyor. Mesela bir oyuncu ya da bir yazarı araştırmak istersem röportajlarını okurum hep. Çünkü soruların cevapları iç dünyamızın fısıltıları oluyor. Ve çok güzel bir mim var karşımızda. Beni mimleyen Sevgili Berikanın Günlüğü'ne çok teşekkür ediyorum. Onun cevapları da çok güzel, eğer merak ederseniz bir ziyaret edin bloğunu. Geçelim benim cevaplara; 1) Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?   Hayal kurma konusunda üst düzey yetenekli olabilirim. Bir otobüsün camına başımı koyduğum anda, yastığı başımı koyduğum zamanlarda hemen hayal kurabilirim. Hatta uyumak için masal okunan bir çocuk olmadım. Şimdi iyi ki de öyle olmuş diyorum. Çünkü çok fazla masal okumak, hani bilim kurgu tarzı oluyor ya onlar hayal dünyasını öldürebilir. Tabi bu bana göre. Eğer bir gün anne olursam çocuğumla beraber hayal kurarım uyumadan önce. Kitap okuma alışkanlığını tabi ki kazandırm…

Her Deli Yazmaz Ama Her Yazar Delidir

Sabahlara uyanmamak, gecelere uyumamak; benim gibi bir adama mı özgüdür. Sabahları ağzında kesif bir sigara tadıyla uyanmayı bir ben mi bilirim. Damağımda bir hissizlikle uyanıyorum her sabah. Bildiğim kadarıyla sigara yüzünden. Öyle bir tatsızlık oluyor ki ilk dişlerimi fırçalıyorum. Macunun tadını almak rahatlatıyor beni. Biraz peynir atıyorum ağzıma sonra. İşte o zaman damağımın tadı geliyor. Bilmediğim kadarıyla da yaşadıklarımdan bu tatsızlık. Bunun için ne yapacağımı ise bilmiyorum. Zaman makinesi olsa yapar mıydım, yapmazdım. Çünkü bu insanlar bir yolunu bulur, zaman makinesini bile mahvederdi. Yani onunda dolandırıcılığı olurdu. Bilmediklerime bir şey yapmayalım o yüzden, geçelim...   Geçelim dedim de bırakmalı mıyım sigarayı? Sigaranın edebiyatı var bana göre. İçki içmiyorum, o yüzden içkinin edebiyatı olmaz. O da bana göre tabi. Sigara böyle kendini yavaşça zehirlemek gibi. Her gün biraz daha zehir. "Her gün biraz daha zehir, yaşamı yaşanılır hale getirir." bu d…

Bazı Biletler Can Kenarı Olur (Yolculuk Anıları 4)

Yorgundu yolcu, yabancı gibi girdi kapıdan içeriye. Sıkıntılı görünüyordu. Gişeye yaklaştı. Sanki telaşlı mı neydi? Kaçar gibi sıkıntılıydı hali.   "Bir bilet, bir bilet cam kenarı değil,can kenarı olsun." dedi. Anlayışla gülümsedi karşısındaki. Ahh şu içine yolculuk edenler, ne de yorgun, ne de korkak, tuhaf ama bir o kadar da umutlu olurdu.   Bileti elinde, bir köşeye yaklaştı. Boştu yolculuk edeceği aracın tüm koltukları. Ne tuhaf aracı sürende yoktu. Böyle olur içe yolculuklar; yolcusu da, hostesi de, aracı kullanan da sen olursun. Kabullenişle kapadı gözlerini. Ne o bir iki damla yaş mı aktı gözlerinden? Sanki dudaklarında bir gülümseme mi vardı? Ya da, ya da bu çelişki umut demek miydi?   İlerlerken yolculuğunda tökezledi bir an sarp kayalara gelmişti, dik yokuşlara, bir yanı güllük gülistanlık kumsallara. Tanıdık bir havası vardı. Tanıdı da tabelada "Çocukluğun" yazıyordu. Rakım, nüfus, km... bunlar yoktu. Dökülen gözyaşı, atılan kahkahalar, çocukluğun t…