Ana içeriğe atla

En Güzel Yazı(m)




  Bir soru peydah oldu içimde. Cevabını hiç veremeyeceğim bir soru. Kendime "En güzel yazımı ne yazacağım? diye sordum. 
  Dürüst olmam gerekirdi. Sonra kabul ettim hiçbir zaman en iyi yazımı yazamayacağım. Her yazılan bir öncekinden daha iyi olacak. Yeni yazılan daha bir tecrübe kokacak. Önceki hep bir acemi kalacak. Gözlere daha alımlı gelecek yeni yazılan. Önceki gençliğin toyluğunu taşıyacak satırlarında. Tıpkı yazar gibi eğilip, bükülecek; düşüp, kalkacak; gülüp, ağlayacak ama hep daha iyiye gidecek yazı. 
  Henüz yazılmayanlar en iyi yazımız olacak
 Bilemeyiz, belki en iyi eserimiz ölümümüz olacak. Yaşama yakışır bir ölüm. Belki hayatımızı taçlandıran sanat, ölüm olacak. 
  Ünlü mü olmak gerekir bunun için; hiç sanmıyorum. İyi bir insan olmak yetmez mi? Ve iyi bir insan kalarak ölmek. Yaşam sanat değil mi zaten? En zor olanı yaşam sanatı değil mi? 
  Daha yapmadığımız iyilikler en iyi iyiliklerimiz değil mi? Yarın yaşamadığımız en güzel günümüz. Atılmayan kahkahalar en içten olanları. Gitmediğimiz yerler keşfedilmeyi bekleyen en güzel yerler.   Daha tanışmadıklarımız belki en iyi insanlar. 
  Ölmedik, daha en iyi hayatı yaşama hakkımız var.
  Yazıyorum, daha en iyisini yazma ihtimalim var.
 Kışım, belki bahara dönüşecek gücüm var. Daha en güzel yazımı yazmadım. Belki en güzel kelimeler bu dünyada yok. Yoksa insan kendini ifade edemediğinde ağlar mıydı? Yani en güzel yazım için yeterli kelimelerim yok. Aslında yeterli gözyaşım dahi yok. 
  En iyisini yaşamadık, henüz hiçbir şeyin. En güzel türkü henüz söylenmedi, en güzel kitap daha yazılmadı, en güzel güneş daha doğmadı, en güzel yağmurda daha ıslanmadık. En güzel ölüm daha olmadı. Belkide her şeyin en iyisi bize ait olanlardır. Herkesin en güzeli kendine ait olandır belkide.
  Ya da "En İyisi" bu dünyaya ait değildir. Belki sadece "Daha İyi" verilmiştir bize. Çünkü her zaman "Daha İyisi" ve "Daha Kötüsü" vardır. Ama "En İyisi" ve "En Kötüsü" iddialı konuşmak olur. Ve hayat bizi bu konularda şaşırtmayı hep sevmiştir, hep yanıltmıştır. 
  Şu dünyada bir "En İyi" varsa o "En İyi" de "Yanıldık yerine yaşadık." diyebilmek olmalı. Yanlıştı belki ama yaşayarak doğrusunu öğrendik diyebilmeliyiz. 
  Velhasıl kelam gönüldaşlar daha iyisini yazana kadar şimdilik en iyisi bu. "En Güzel Yazı(m)" henüz yazmadığımdır...

  "A.Z.Yazar"  

"En iyi değilim, en kötü de.
En cömert değilim, en cimri de.
En kibirli değilim, en mütevazı da.


Hiç kimseyi kandırmamış değilim, herkesi aldatmış da.
Kimseyi yarı yolda bırakmamış değilim, herkesi satmış da.
Hep iyiliğimden kaybetmiş değilim, kötülük yapa yapa kazanmış da.

Çok başarılı olduğum günler de oldu, dibe vurduğum da.
Sevgi dolu değilim, nefret dolu da.
Barışçıyım, biraz da savaşçı.

Biraz güçlüyüm, biraz zayıf.
Biraz iyiyim, biraz kötü.
İyi, kötü…
İnsanım…"

William Shakespeare

  
  Çok sevdiğim bu satırlarla bitirmek istedim. Çünkü "İyi kötü, bir insanım" Sevgilerimle...

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Deep yorumun insana enerji veriyor, teşekkür ederim...:))

      Sil
  2. Yazınız bana Nazım Hikmet'in en güzel şiirini hatırlattı. En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır diye başlayan. En güzel sözünü de henüz yazmadı bu kalemler. En güzeline ulaşır mıyız bilmem ama umut etmek yine de güzel. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok severim o şiiri :)) Sevgilerimle...:)))

      Sil
  3. Geleceğe umutla bakmak, hiçbir zaman kusursuz veya en iyisini yapmadığımızın farkında olmak biz yazarlarda olması gereken en iyi özellik. Bu devinim sayesinde ayaktayız.
    Daha güzel yazılar, daha güzel günlere efendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir yorum yazılana anlam kattı, teşekkür ederim :)) Sevgilerimle...

      Sil
  4. Geri dönmüşsünüz ... Çook sevindim.
    Ne kadar güzel anlatmısınız. Aslında insan her uyandığı günü en iyi yaşayacağını, yapacaklarının hayatında en iyisi olacağını düşünürse nasıl pozitif başlar güne. Nasıl zevk alır yaşadıklarından.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevinmeniz beni mutlu etti. Hem bunun için hem de yorum için teşekkür ederim. Sevgilerimle...:)))))

      Sil
  5. Çok güzel yazı olmuş, ne kadar da doğru yerlere değinmişsiniz. Yani hayatta en iyi yada en kötü olamayız ve bunun için çabalamakta yersiz... En iyisi olduğumuz gibi olmak. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Katılıyorum "En iyisi olduğumuz gibi olmak." Sevgiler :))

      Sil
  6. Yazınız William Shakespeare dizleri ile öyle anlam bulmuş ki..
    Yanıldık yerine yaşadık."
    Sevdim bu cümleyi.
    Sen iyi ki döndün bloga ama :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, gerçekten tamamlayacağını düşünmüştüm bende :))))
      Bu arada kalbinin güzelliğine inandığım bir insan dedi bloga devam et diye...Sevgilerimle canım :)))

      Sil
  7. Öncelikle hoşgeldin yeniden seni görmek çok güzel ve yazılarını yeniden okumak 😊 en güzel yazıların en güzel mutlulukların en güzel umutların olsun inşallah canım benim sevgiler 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, senin yorumunu görmekte inan ki öyle :)) Şu ara yoğunum biraz ama en kısa zamanda bende bloguna uğramak istiyorum aklımdasın :))) Ve yazdıklarına En içten şekilde "Amin" diyorum....

      Sil
  8. Yazdığım en güzel yazım henüz yazmadığım. Harika bir konu ve güzel bir yazı. 😌

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet buda güzel "Yazdığım en güzel yazı henüz yazmadığım." Teşekkür ederim.:)

      Sil
  9. Merhabar.
    Blog dünyasına yeni katildim ve sizi de yeni kesfettim..

    Insanoglu surekli gelisen bir varliktir ve surekli en iyisini arzular o yüzden en iyi yazi en iyi telefon en iyi elbisem vb.. Hepsi geçici..

    Yazınız akıcı olmuş. Bir solukta okuduktan sonra bitti mi diye kontrol etme gerrgi duydum. )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle hoş gelmişsiniz. İnşallah güzel bir yolculuk olur sizin için. Kaleminiz yorulmasın ve hep iyiye gitsin. Yorumunuz için de çok teşekkür ederim, yazdıklarınıza katılıyorum. Hep daha fazlası derken yaşamı kaçırıyoruz. :)

      Sil
  10. Güzel bir yazi olmus. Takipteyim sevgiler 😊

    YanıtlaSil
  11. Geri dönmüşsünüz demek. :) Kendini yazıyla ifade edenler kolay kolay bırakamıyor sanırım.
    Ben de bloğumu genele kapattım. Baştan tamamen kapatmayı düşünmüştüm fakat 3-5 mailini görebildiğim arkadaşı ekledim sonradan. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar güzel ifade ettiniz, katılıyorum. Teşekkür ederim :)) Sizinde kapatmadığınıza sevindim.

      Sil
    2. Gizli blog olunca kontrol panelinden takip edilemediğini anlayınca yine açtım. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gökyüzü'nün Çocukları


  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.   Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.   Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.   Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk gö…

Ben De Giderim

Yazar Uyarısı: Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...    Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.   Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; "Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."   Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yarala…

#Mim Hayaller hayaller!

Mimleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok seviyorum, belki de bu röportaj okumayı da çok sevmemden geliyor. Mesela bir oyuncu ya da bir yazarı araştırmak istersem röportajlarını okurum hep. Çünkü soruların cevapları iç dünyamızın fısıltıları oluyor. Ve çok güzel bir mim var karşımızda. Beni mimleyen Sevgili Berikanın Günlüğü'ne çok teşekkür ediyorum. Onun cevapları da çok güzel, eğer merak ederseniz bir ziyaret edin bloğunu. Geçelim benim cevaplara; 1) Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?   Hayal kurma konusunda üst düzey yetenekli olabilirim. Bir otobüsün camına başımı koyduğum anda, yastığı başımı koyduğum zamanlarda hemen hayal kurabilirim. Hatta uyumak için masal okunan bir çocuk olmadım. Şimdi iyi ki de öyle olmuş diyorum. Çünkü çok fazla masal okumak, hani bilim kurgu tarzı oluyor ya onlar hayal dünyasını öldürebilir. Tabi bu bana göre. Eğer bir gün anne olursam çocuğumla beraber hayal kurarım uyumadan önce. Kitap okuma alışkanlığını tabi ki kazandırm…

Her Deli Yazmaz Ama Her Yazar Delidir

Sabahlara uyanmamak, gecelere uyumamak; benim gibi bir adama mı özgüdür. Sabahları ağzında kesif bir sigara tadıyla uyanmayı bir ben mi bilirim. Damağımda bir hissizlikle uyanıyorum her sabah. Bildiğim kadarıyla sigara yüzünden. Öyle bir tatsızlık oluyor ki ilk dişlerimi fırçalıyorum. Macunun tadını almak rahatlatıyor beni. Biraz peynir atıyorum ağzıma sonra. İşte o zaman damağımın tadı geliyor. Bilmediğim kadarıyla da yaşadıklarımdan bu tatsızlık. Bunun için ne yapacağımı ise bilmiyorum. Zaman makinesi olsa yapar mıydım, yapmazdım. Çünkü bu insanlar bir yolunu bulur, zaman makinesini bile mahvederdi. Yani onunda dolandırıcılığı olurdu. Bilmediklerime bir şey yapmayalım o yüzden, geçelim...   Geçelim dedim de bırakmalı mıyım sigarayı? Sigaranın edebiyatı var bana göre. İçki içmiyorum, o yüzden içkinin edebiyatı olmaz. O da bana göre tabi. Sigara böyle kendini yavaşça zehirlemek gibi. Her gün biraz daha zehir. "Her gün biraz daha zehir, yaşamı yaşanılır hale getirir." bu d…

Bazı Biletler Can Kenarı Olur (Yolculuk Anıları 4)

Yorgundu yolcu, yabancı gibi girdi kapıdan içeriye. Sıkıntılı görünüyordu. Gişeye yaklaştı. Sanki telaşlı mı neydi? Kaçar gibi sıkıntılıydı hali.   "Bir bilet, bir bilet cam kenarı değil,can kenarı olsun." dedi. Anlayışla gülümsedi karşısındaki. Ahh şu içine yolculuk edenler, ne de yorgun, ne de korkak, tuhaf ama bir o kadar da umutlu olurdu.   Bileti elinde, bir köşeye yaklaştı. Boştu yolculuk edeceği aracın tüm koltukları. Ne tuhaf aracı sürende yoktu. Böyle olur içe yolculuklar; yolcusu da, hostesi de, aracı kullanan da sen olursun. Kabullenişle kapadı gözlerini. Ne o bir iki damla yaş mı aktı gözlerinden? Sanki dudaklarında bir gülümseme mi vardı? Ya da, ya da bu çelişki umut demek miydi?   İlerlerken yolculuğunda tökezledi bir an sarp kayalara gelmişti, dik yokuşlara, bir yanı güllük gülistanlık kumsallara. Tanıdık bir havası vardı. Tanıdı da tabelada "Çocukluğun" yazıyordu. Rakım, nüfus, km... bunlar yoktu. Dökülen gözyaşı, atılan kahkahalar, çocukluğun t…