Ana içeriğe atla

Gökyüzü'nün Çocukları



  Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok. 
  Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar.
  Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi.
  Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk görülmeye değerdi. Biz Gökyüzünün Çocuklarıydık. "Dık" diyorum çünkü zaman acı bir biçimde ne zamandır Gökyüzü'ne bakmadığımı fark ettirdi. Daha doğrusu bulutlara uzun süredir anlam yüklemiyordum. Bakıyordum ama bana ne anlattıklarını düşünmüyordum.
  Nasıl bir acı hissettim, anlatamam. Yaşayan bilir, sisteme boyun eğmektir bu. Ya Gökyüzü dargın mı bana. Halbuki sıcak yaz gecelerinde izlerim yıldızları. Daha güzel bir seyirlik var mıdır ki? Yağmur sonrası toprak kokusunu hâlâ çok seviyorum. Çocuk yanım benim geçmiş kokuyor. Çocukluk Treni bir kere ömürden geçiyor.
  Çocukluk Treni öyle bir tren ki tek bir hakkın oluyor. Bu trenin seferlerini sormayın hiçbir tren garından, bulamazsınız...
  Boşuna da aramayın çünkü bir daha ne o dönecek size, ne siz yakalayabileceksiniz onu. Ama hep çocuk yanınızı korursanız o trenden hiç inmeyeceksiniz. Ölüm sizi yakalayana kadar siz saf sevgiyi hep yakalayacaksınız.
  Peki kaçıranlar ne yapacak? Çoğalmayacak mı asık suratlar. Gökyüzü'nün Vefa Bilmez Çocukları artmayacak mı? Hani diyorum. Belki Çocukluk Treni'ndeki birine refakat edersiniz. Hani olur ya; çocuk tarafınız başarır bir çocuğun gözlerini yakalamayı. Ama bu çok zor. Çocukluğunu kaybedince bulmak çok zor. Çünkü kaybınız içinizde oluyor. Ve siz kendi labirentinizde tekrar tekrar kaybolabilirsiniz. Bilmiyorum işte küçük bir hatırlatma benimkisi sadece...
  Beni mi soracaksınız? Ben çocukluk treninden zorla indirilmeye çalışılan birisiyim. İnanın bu çok zor oluyor. Trende kalmak için çabalıyoruz. Çabamızın adı da "Delilik" oluyor. Ama biz sadece gülüyoruz. Yani bizim birden bire mutlu olup, birden bire üzülmemize siz depresyon diyorsunuz; biz yaşam belirtisi diyoruz...
  Tek borcum var şu hayatta o da Gökyüzü'ne. Ne acıdır; "En son Gökyüzü'ne bakıp bulut oyununu oynadım?" diye sormak. Ve kocaman bir sessizlikle kendine cevap verememek. Gökyüzü kırgın bana, dargın. Biliyorum ne hayallerim var saklı bağrında; kimseye anlatmadığı. Yağmur olup yağsa dahi kimseye fısıldamadı ona anlattıklarımı.
  Maviliği kucakladı bizi. Alabildiğine mavi, alabildiğine vefaydı Gökyüzü. Yastıktı bulutları. Ah şu yağmurları ne güzeldi sırılsıklam olması. Kimsenin sıcaklığını görmedik, güneş ısıttı kalbimizi. Bu yazı sana borcumdur Gökyüzü'm. Affet çocuklarını. Ve hayalimdir sana dokunabilmek. Sanki şeffafsın hayalimde, öyle bir hissim var. Ama hayal işte. Ve bunu sen çok iyi biliyorsun. Bu bütün çocuklarının hayalidir.
  Affet bizi. Yapılan kötülükleri gecene gizliyorlar. Halbuki senin gecende aydınlığı göremiyorlar. Ama ne tuhaf değil mi; sabahları da Gökyüzü'ne bakmıyorlar. Herhalde kalplerine geceyi çağırıyorlar. Yani işlerine geldikleri gibi kullanıyorlar gündüzü ve geceyi.
  Böyledir işte sancılıdır çocukluğu bırakmak. Ve imkansıza yakındır kaybedilen çocukluğu bulmak. Yazdıklarım yetersiz belki; Gökyüzü'nün Çocuklarını ve Gökyüzü'nün Kayıp Çocuklarını anlatmaya. Gökyüzü'nün kelimelerini bilsem belki daha iyi anlatırdım.
  Bildiklerimi yazmaya çalıştım. Neylersiniz dünya kelimeleri bilineni bile yazmaya yeterli değil.
  Bildiğim kelimelerle özür diliyorum senden Gökyüzü. Sana bakmadıkça kapkara lekeler oldu kalbimizde. Ne yazık ki bizim senin gibi aydınlatacak yıldızımız yok. Bir döngüye sahip "Ay"ımız yok. Sende tüm sonsuzluğunla affet bizi.
  Böyle işte Gönüldaşlar, hayat Gökyüzü'nün Çocuğu olmakla Gökyüzü'nün Kayıp Çocuğu olmak arasında gidip gelir. Dengesi olmaz bu düzenin birine ait olmayı bileceksiniz. Çünkü yaşam başka türlüsünü kabul etmez. Bahaneleriniz olmasın hayatta, ya kayıplarınız olsun ya kazandıklarınız . Hatta vazgeçerken bile bahaneniz olmasın hayatta. Böyle olması gerektiği için vazgeçin. Bazen vazgeçmek kazanmaktan daha zordur. Nefsinize yenilmeyin, siz nefsinizi yenin.
  Gökyüzünü hatırlayın, gökyüzüne baktıkça soluğunuzla içinize kaçan sonsuzluğu tadın. İçinize mavi kaçsın. Ve Gökyüzü'nün Çocukları yada Gökyüzü'nün Kayıp Çocukları unutmayın; "Kaybetmek iyidir, kazanmanın lezzetini öğretir."
  Sevgiyle... 
 
 
"Aşkı Zikreden Yazar"  


Yorumlar

  1. Ne de güzel anlatmışsınız.Eskiden bizde bulutları bir şeylere benzetirdik.Hele hareket etmeye başlayınca bir süre onu takip ederdik.Çocukluk işte..Hayatımızın en güzel yanı.Ben hâlâ gökyüzünü seyretmeyi seviyorum.Hele birde gökyüzü maviyse.Kızımla birlikte bulutlara selam veriyoruz.İçimizdeki çocuğu öldürmeyelim derim ben.Zira en çok o ayakta tutar beni.Kaleminize,yüreğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çokk teşekkür ederim :)) Ne güzel kızınızla da böyle olmanız. Çocukluk en güzel yanımız değil mi :))) Sevgiyle :)))

      Sil
  2. Bir Karadeniz kızı. Yürekli olduğu kadar; bulutlar kadar da yumuşacık yüreğinin bir yanı. Büşra, çok güzel yazıyorsun. Hayran kaldığım bir cümlen var ki... O da şu:
    --Yani bizim birden bire mutlu olup, birden bire üzülmemize siz depresyon diyorsunuz; biz yaşam belirtisi diyoruz...--- Seni tüm yüreğimle kutluyorum kızım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ece Ablam yorumların beni ne kadar mutlu ediyor ne kadar yüreklendiriyor bir bilsen :)) Yürekten teşekkür ederim :)) Sevgilerimle :)))

      Sil
  3. Çok güzel bir yazı olmuş yüreğine kalemine sağlık "Kaybetmek iyidir, kazanmanın lezzetini öğretir."...Sevgiler ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim beğenmene sevindim. Kaybettiklerimiz kazanacaklarımızın habercisi :)) Sevgiyle :))

      Sil
  4. Şimdiki çocuklar gökyüzüne bakmıyor. VArsa yoksa tablet, telefon (klişe ama gerçek). Ne hatırlayacaklar büyüynce acaba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar haklısınız. Klişe değil tam gerçek bu. Bilmiyorum ki gökyüzünün varlığından ne zaman haberleri olacak. Ve farkına varınca çok acı olacak...

      Sil
  5. yüreğine sağlık yazına baştan sona kadar katılıyorum. Sanki düşüncelerimin dışa vurumu olmuş. Bende bulutlara bakmayı ve onlara anlam yüklemeyi sevenlerdenim. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :)) Aynı duyguları paylaşmak güzel :)) Sevgilerimle...

      Sil
  6. Sitenizi tanıtmak ve site yazılarınızı bildirmek için bir forum sitesi açtım. Ayrıca sosyal medya hesaplarınızı da tanıtmanız mümkün. Herkesi foruma davet ediyorum.
    http://WebCenneti.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yorumunuzu daha önce paylaşacaktım ama bloğa bir süre ara vermeyi düşünüyorum. Eğer dönersem üye olmayı tabi ki isterim.

      Sil
  7. Büşra yazılarının hepsi ayrı bir anlam taşıyor ne güzel ifade ediyorsun duygularını bu kış hasret kalmıştık böyle gökyüzüne neyse ki havalar düzeliyor ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) mutlu ettiniz beni. İnsanda çok güzel hisler uyandırıyor bunları duymak. Sevgilerimle...:)))

      Sil
  8. Bulutları belli bir şekle benzetmeyi boş zamanlarımda hala yapıyorum ben, rahatlatıcı bir uğraş :))

    YanıtlaSil
  9. aklıma ne geldi yaaa, bikaç dergiye göndersene öykülerini, denemelerini. bu da iyiydi. çakıltaşı ve gökyüzü. çok sevdiğim şeyler. metaforlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep çok teşekkür ederim sana:))) Aklımda bazı şeyler var aklımda nasip bakalım. Teşekkür ederim tekrar, Sevgilerimle...:)))

      Sil
  10. Yüreğine sağlık. Kalemin kuvvetli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, mutlu oldum :))) Kalemimiz yoruluyor bazen, böyle güzel yorumlar bir nebze nefes oluyor teşekkürler :)))

      Sil
  11. Gökyüzüne bakıp mutlu olduğum zamanları hatırladım. Etrafımdaki herşey beni mutsuz etse de. Şimdi yine bakıyorum ama ne gece yıldızlar, ne de gündüz bulutlar huzursuzluğumu gidermiyor artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzüldüm böyle olmasına. Daha çok bakın gidermeli, gökyüzü bile sonsuza kadar var olmayacak. Huzursuzluk bu denli yıpratmasın inşallah sizi.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sosyal Medya Kabadayıları, Klavye Delikanlıları (!)

  İnsanlar konuşmayı çok seven varlıklardır. Konuşma kabiliyeti insana verilmiş, haliyle insan da son harfine kadar kullanır bunu. Düşünen varlık olarak yaratılan insan düşünmez ama. Konuşmaya gelince heheeyy mangalda kül bırakmaz. Yani insan her zaman olduğu gibi burada da işine gelen kısmı alır, geri kalanını halı altına süpürme yapar.   Şimdi her yere de ulaşmıyor mu elleri, iyice yandık. Geçiyor klavyenin başına, hiç tanımadığı insanlara yağdırıyor. Bazen terbiyesizleşiyor ama yazmak hakkı. Konuşacak illâki sesli olmasa da, zehriyle yakacak birinin canını.   Öyle adamlık, hanımefendilik, sözüm ona delikanlılık sığındığın bilgisayar ekranının arkasından olmuyor. Yüreği olan, insan olan yapmaz bunu. Neymiş efendim o fotoğrafı atabiliyorsa, bu yazıyı yazabiliyorsa, böyle de yorumu hakkedermiş. Saygı çerçevesinde her yorum, eleştiri kabuldür. Buna lafımız yok. Hiçbir zaman olmadıda. Ama yazık size. Hiç var olmamış gibi yaşayıp, hiç var olmamış gibi ölece...

Kapatın Dünya'nın Işıklarını Gidiyoruz

     Neyin önüne geçmek isterdim şu hayatta?  Herhalde zamanın. Ama olmayacağını biliyorum. Bir şelâleden daha hızlı akıp gidiyor zaman. Bizler ya tam ortasında hızını kesmeye, ya kenarında ona dahil olmaya ya da arkasından ona yetişmeye çalışıyoruz.   Bazılarımızın zamanı bitiyor. Ve "Zamanın bitti, gidiyoruz." deniyor. Geride kalanlar ağlıyor, akıllarına ölüm geldiği için mi, zamanı biten kişiye mi? Yoksa zamanlarının dolmaya başladığı akılların geldiği için mi? Çünkü ölüm bize "Sizin için de geleceğim." der ve gider.   Ama artık biz dünyayı yaşanmaz hale getirdik. Belki bir gün bize toptan "Kapatın ışıkları gidiyoruz." denecek. Sonra yaptıklarımız izletilecek. Acaba kaçımızda izleyecek yürek var? Ne kadar iyiyiz? Ben izleyebilecek miyim kendimi bilmiyorum.   Yaşam bazen çok karmaşık geliyor. Büyümek gibi. Eskiden dizi izlerdim, şarkıları takip ederdim. Artık haberleri kaçırmıyorum. Yakından takip ediyorum ola...

Gün Gelir Kelimeler Olur Celladın

  Bazen kalemim defterin başında kimsesiz gibi. Bende yabancı kalıyorum ona. Çünkü ne yazacağımı bilmiyorum. Sanki kelimelerim kayıp, sanki yabancıyım kağıda, kaleme. Gülüşlerim kırık gibi bu günlerde. Sevinçlerim kursakta kalmış yarım. Kar mı dondurdu acaba hislerimi, yoksa yüreğim mi yaşıyor kışı.   Kim anlıyor tam olarak diğerini? Ya beni anlayan oldu mu? Kalbimi tam manasıyla gören. Kalbimin acıdığını hissediyorum. Yaralanmış olmalı, sahi kaçıncı yara bu? Saydım mı? Saymam, sanırım sayıların sonsuzluğunca kırıklarım. Yaşım erken daha, sonsuz kırıklar devam edecek yani. Yook kendimi kandırmak gibi bir durumum yok, olmayacakta. Gerçekçi olmalıyız. Hayat, daha doğrusu insanlar canımızı acıtacak kadar gerçek.   İnanın söz çok yaralayıcıdır. Bir insanın ağzında öldürücü bir silaha dönüşebilir. Ve o insan silahını hiç düşünmeden kullanır. Öldürmez yaralı bırakır. Ama bilmez ki zamanı gelince kendi kelimeleri onun celladı olacak. Azap edecek her gün. Ben hiç bir şe...

KAYIP İLANIDIR…

   Kaç gündür diyete girmiş kalemim. Yazı diyetine. Bana kızdığından galiba. Bu ara böyle bana kızan çok. Kaç zaman oldu, çok bekledim kapısında. Ama o inatla yazmaya yeltenmedi. Dedim “Bak çok zayıflarsan daha yazamayız.”  hiç umursamadı beni. Hızlıca yüzüme çarptı defterlerin kapağını.   Bugün, bugün farklı bir şey oldu. Öleceğimi zannetti herhalde. Usulca elime vurdu. Ağlamak istedim ama ağlayamayacak kadar yorgun, gözyaşımı akıtamayacak kadar hissizdim.   Zor oldu kalemimi elime almam. Zor oldu kâğıdın başına oturmam. Çok zor oldu kayıp kelimelerimi bulmam. Zaten sınırlı sayıda olan dünya kelimeleri ile pek aram yok.   Velhasıl kelam geçenlerde yaşadığım kayıp olayını yazmaya niyetlendim. Tabi bu kayıp kelimelerle ne kadar yazılırsa o kadar yazmak istiyorum.   Ne kadar zaman oldu hatırlamıyorum. Aciz bir hafızam var. Çoğu zamanda pek hatırlamaz zaten. Neyse ne zaman olduğunun bir önemi yok.   İşte bir gün yürüyorum. Kayıp ilan...

Gün Güzel Nasıl Olur?

7 Kasım 2016 (Çarşamba gününün ilk saatlerinde yazıldı.)   Gün Nasıl Güzel Olur? Eğer gülebiliyorsan beraberce, Odayı kahkahaların ısıtıyorsa olur. Sen kumandayla kanallar arası gezerken, Ablanlar telefonla pasta tarifi bakıyorsa, Ve sen gülerek onları izliyorsan olur. Derdini paylaştığın varsa, Derdinle dertleniyorsa, Seni tutup, yerden kaldırıp, Devam etmeni fısıldıyorsa olur. Gülmek olmaz bir tek beraberce, Ağlıyorsan birlikte, Akıyorsa gözyaşları birlik içinde, Sen omuzunu dayıyorsan, başka omuzlara, Dimdik tutuyorsa o omuzlar seni olur. Hayallerini anlattığın insanlar varsa, Hayal aleminin kapısını ilk araladığın onlarsa, Hayallerine bir basamak koydularsa, Kardeşim gün işte bu zaman güzel olur. Yalnızsın temelinde, Gün gelir, en yakının anlamaz seni, Bırak şimdi, sen sanki her gün anladın mı diğerini? Yalnızsın temelinde bil, Bil ki, Allah yalnızlarında Rabbi. Gün, güzel olur, Varsa gününü güzel kılan, İ...